Bilim insanları, bir bireyin ne kadar süre yaşayacağını tahmin etmenin en etkili yolunun beyin yaşı üzerinden yapıldığını ortaya koydu.
Kaliforniya’daki Stanford Üniversitesi’nden gelen araştırmacılar, Birleşik Krallık’taki yaklaşık 45 bin yetişkinden alınan kan örneklerini yenilikçi bir yöntemle analiz ederek, en az 3 bin proteinin seviyelerini inceledi.
Bu çalışmada, beyin, kalp, akciğer, karaciğer ve bağışıklık sistemi gibi vücudun farklı bölgelerindeki proteinler aracılığıyla, belirli bir organ sisteminin biyolojik yaşını, yani ne ölçüde yaşlandığını hesaplamak mümkün oldu.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bir organın protein analizinin, kişinin kronolojik yaşından önemli derecede farklı olması durumunda, o organ “aşırı yaşlı” veya “aşırı genç” olarak sınıflandırıldı.
Bu yöntemle 11 farklı organ sistemi ve doku üzerinde çalışan bilim insanları, sağlık durumunu en etkin şekilde tahmin eden organın beyin olduğunu belirledi.
Nature Medicine dergisinde 9 Temmuz’da yayımlanan çalışmada, aşırı yaşlı beyne sahip katılımcıların, genç beyne sahip aynı yaş grubundaki bireylere göre 10 yıl içerisinde Alzheimer teşhisi alma olasılığının 12 kat fazla olduğu saptandı.
Ayrıca, 15 yıl içinde herhangi bir nedenden dolayı ölüm riski, yaşlı beyinlerde yüzde 182 artarken, genç beyinler bu süre zarfında ölüm oranında yüzde 40’lık bir azalma ile ilişkilendirildi.
Araştırmanın baş yazarı Tony Wyss-Coray, “Beyin uzun yaşamın bekçisi” ifadesini kullanarak, bu bulgularla ilgili önemli bir nokta paylaştı:
Eğer bir kişinin yaşlı bir beyni varsa ölüm olasılığı artar. Genç bir beyni varsa muhtemelen daha uzun yaşar.
Bilim insanları, beynin ardından bağışıklık sisteminin de önemli bir etken olduğunu tespit etti. 17 yıllık bir takip süresince, normal yaşta beyin ve bağışıklık sistemi bulunan katılımcıların yaklaşık yüzde 8’inin, genç beyin ve bağışıklık sistemine sahip olanların ise yalnızca yüzde 4’ünün hayatta kaldığı gözlendi.
Uzmanlar, beyin ve diğer organların biyolojik yaşlarının değerlendirilmesinin tıpta yeni bir dönem başlatabileceğini ifade ediyor. Organların biyolojik yaşlarının, erken teşhis aracı olarak kullanılabileceği umuluyor.
Basel Üniversitesi’nden çalışmada yer almayan Heike Bischoff-Ferrari, “Kan bazlı organ yaşı saatleri, günümüz tıbbında kullandığımız ölçümlere göre, yapısal değişiklikler ortaya çıkmadan önce yüksek hastalık riskini gösterebilir ve önleyici tedavilerin çok daha etkili hale gelmesini sağlayabilir” açıklamasında bulundu.
Wyss-Coray ise bunun “tıbbın geleceği” olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
Bugün doktora bir yeriniz ağrıdığı için gidiyorsunuz ve onlar da sorunu anlamak için muayene ediyor. Biz hastalık tedavisinden önleyici sağlık bakımına geçmeye ve insanlar belirli organlarında hastalık yaşamadan önce müdahale etmeye çalışıyoruz.
Çalışma ekibi, yeni geliştirdikleri testi ticarileştirmeyi ve iki ila üç yıl içinde kullanıma sunmayı planlıyor. Bu test, muhtemelen başlangıçta beyin, kalp ve bağışıklık sistemi gibi ana organların yaşını hesaplamak için kullanılacak.
0 Comments