Yapılan araştırmalar, babaların kalp sağlığının çocuksuz erkeklerden daha kötü olduğunu ortaya koydu. Bu durum, yaşamlarının ilerleyen dönemlerinde belirgin şekilde hissediliyor.
Kalp damar hastalıkları, dünya genelinde en yaygın ölüm nedenleri arasında yer almakta. Kadınların sağlık durumunu etkileyen çocuk sahibi olma süreci üzerine bir dizi çalışma gerçekleştirilirken, çok sayıda doğum yapmanın kalp hastalığı riskini artırdığı tespit edilmişti.
Ancak, çocuk sahibi olmanın erkeklerin kalp sağlığına etkileri üzerine yeterince bilimsel çalışma yapılmamış durumda. Bunun sebeplerinden biri, babalığın kadınlar üzerindeki fiziksel etkilerinin daha belirgin olması olarak değerlendiriliyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
AJPM Focus dergisinde yayımlanan bu araştırmada, katılımcıların beslenme alışkanlıkları, egzersiz düzeyleri, sigara kullanımı gibi faktörlerin yanı sıra vücut kitle indeksi, kan basıncı ve kolesterol seviyeleri de incelendi.
Sonuçlar, babaların kalp sağlığının çocuksuz olanlara göre daha kötü olduğunu gösterdi. Özellikle 25 yaşından önce baba olanların sağlık durumunun daha kötü olduğunu, bu durumun siyah ve Hispanik erkekler arasında daha belirgin olduğunu saptandı.
Bilim insanları, bu bulguların babalığın, sağlıklı yaşam sürme adına bir engel oluşturabileceği ihtimali üzerinde duruyor. Çalışmanın yazarlarından Dr. John James Parker, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
Kalp sağlığıyla ilgili gördüğümüz farklar, çocuk bakımının getirdiği ek sorumlulukların ve babalığa geçişin yarattığı stresin, erkeklerin sağlıklı yaşam tarzını sürdürmesini zorlaştırabileceğine işaret ediyor.
25 yaşından önce baba olmanın ölüm oranlarını artırdığı da kaydedildi. Dr. Parker, bu durumun finansal sıkıntılar, işten izin alınamaması ve bilişsel olgunlaşmanın yetersiz olması gibi nedenlerle açıklanabileceğini belirtiyor. Özellikle etnik azınlıkların daha düşük gelirli işlerde çalışıyor olmalarının da etkili olduğu düşünülüyor.
Dr. Parker, bu durumların sağlığa odaklanmayı zorlaştırabileceğine değinerek, “Genç annelere yönelik pek çok destek mevcut ama genç babalara aynı şekilde bir yardım sunulmadığını” vurguladı.
Ayrıca babaların depresif semptomlarda, baba olmayanlardan daha düşük oranlar gösterdiğini saptadık. Zihinsel sağlığın, babalardaki daha düşük ölüm oranlarına katkıdırabileceği düşünülüyor.
Çalışmadaki bulgular, doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi sunmamakta. Gruplar arasındaki farklılıklar belirgin olsa da büyüklüğü çok büyük değil.
Araştırmacılar, bu alanda daha fazla çalışma yapılması gerektiğini belirtmekte. Dr. Parker, “Babaları ayrı bir grup olarak incelemeli ve erkeklerin baba olma sürecindeki sağlık sonuçlarını takip etmeliyiz” diyor. Ayrıca, kardiyovasküler sağlığın
0 Comments