“101 Dalmaçyalı” olmadan hiçbir çizgi film partisi tam olarak gerçekleşmez. 1961 yılında yayımlanan bu klasik yapım, Disney’in en sevilen eserlerinden biri olma unvanını taşımaktadır. “Mary Poppins” ile birlikte, Walt Disney’in yaşamının sona ermesinden önceki son filmlerinden birisidir; zira ünlü stüdyonun kurucusu Walt Disney, 1966 yılında hayata veda etmiştir.
Film, tipik bir Disney eseri olarak tanımlanabilir. Parlak animasyonu, komediyi ve aksiyonu genç izleyici kitlesine hitap ederken, romantik alt hikayeleri ve dramatik anları daha olgun izleyicileri çekmiştir. “101 Dalmaçyalı”, her yaştan izleyici için uygun bir içerik sunarak, Disney filmlerinin beklenen eğlencesini sağlamıştır. Aynı zamanda büyük bir gelir elde etmiş ve neredeyse evrensel övgüler almayı başarmıştır. Ancak, Walt Disney bu filmden neden hoşlanmıyordu?
“101 Dalmaçyalı”, Dodie Smith’in romanından esinlenerek geliştirilmiştir. Vizyona girdiği dönemde, stüdyonun en kârlı sekizinci filmi olarak kayıtlara geçmiştir ve birçok yan hikaye ile yeniden yapımı yapılmıştır. Kültürel etkisi nedeniyle, film hemen hemen herkes tarafından tanınmakta olup, yine de hikayesini bir kez daha hatırlamak önemli olabilir. Diğer klasik Disney yapımlarının aksine, “101 Dalmaçyalı” eski bir masal ya da efsaneye dayanmamaktadır; bunun yerine, çağdaş kaynaklardan ilham alarak fantastik ancak gerçekçi bir macera sunmaktadır.
Hikayenin merkezi, on beş yavru köpek ile ebeveynleri Pongo ve Perdita etrafında şekillenir. Kürk meraklısı zengin bir kadın olan Cruella de Vil, köpekleri kaçırır ve onları kürk yapmak için kullanmaya niyet eder. Elbette, bir Disney filminde böyle bir son düşünülemez. Pongo ve Perdita cesaretle düşmanın malikanesine sızarak yavrularını kurtarır ve hatalarından ders alarak 84 yeni kardeşle karşılaşırlar. Film, klasik bir Disney sonuyla noktalanır; Pongo’nun sahibi Roger, Perdita’nın sahibi Anita ile arasında bir bağ kurarak evlenir. 101 yavru köpeğin sahiplenme sorumluluklarına rağmen, yeni aile mutlu bir şekilde yaşamaya devam eder.
Bu, macera ve sevgi dolu bir hikaye olarak öne çıkmaktadır. Ancak, Walt Disney için bu film, markasının mirasına bir hakaret olarak değerlendiriliyordu. Disney’in “101 Dalmaçyalı”ya olan düşmanlığının kökeni, filmin son derece beğenilen sanatına dayanıyordu. Eleştirmenlerden aldığı takdirlere ve evrensel övgülere rağmen, Disney her karakterin etrafında belirgin siyah hatlar bulunmasından hoşlanmıyordu. Stüdyonun kuruluşundan itibaren, ünlü sanatçı gerçekçilik arayışında, animasyon karesinin etrafındaki hatları saklamaya çalışıyordu. “101 Dalmaçyalı”dan önce, karakterler ince çizgilerle çevrelenmişti ve bu çizgiler neredeyse renklerine benzerdi. Bu tercih, stüdyonun ilk yapımı olan “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”e kadar uzanmaktadır.
Disney’in gerçekçilik konusundaki ısrarı, uzun vadede olağanüstü sonuçlara yol açmıştı. Her el ile çizilmiş hattın zengin renkleri, izleyicileri büyülerken, Walt Disney’in döneminde stüdyo bu metotları rotoskopi gibi hassas tekniklerle birleştirerek etkileyici filmler sunmayı başarmıştır. “101 Dalmaçyalı”, maliyetleri düşürmeyi ve devrim niteliğindeki Xerox animasyonu ile yenilikler getirmeyi hedeflemiştir. Bu teknik, önceki karelerin siyah hatlarının doğrudan şeffaf animasyon hatlarına aktarıl
0 Comments