50 yaş üstündeki bireylerin ruh sağlığının, internet kullanımından olumlu yönde etkilendiği belirlendi.
Çocuk ve gençlerin ruh sağlığına yönelik internet ve sosyal medyanın olumsuz etkilerini ortaya koyan pek çok araştırma mevcutken, bu durumun aksine yetişkinler üzerinde yapılan yeni bir çalışma dikkat çekti.
Uzmanlar, internet kullanım şeklinin uzun süreli vakit geçirmekten daha önemli olabileceğine de vurgu yapıyorlar.
Nature Human Behaviour dergisinde 18 Kasım Pazartesi günü yayımlanan bir araştırmada, bilim insanları 50 yaş üstü kişilerin internetle olan ilişkisini detaylandırdı.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
23 ülkeden 50 yaş üstündeki 87,559 katılımcının internet alışkanlıkları 6 yıl boyunca incelendi. Araştırmanın amacı, bu alışkanlıkların depresyon semptomları ve yaşam memnuniyeti üzerindeki etkilerini değerlendirmekti.
İnternet kullanımı yalnızca sosyal medya ile sınırlı kalmayıp, bilgi araştırma, e-posta gönderme ve çevrimiçi alışveriş gibi çeşitli aktiviteleri de kapsadı.
Sonuçlar, internet kullanımının bireylerin yaşam memnuniyetini artırırken, depresyon semptomlarını azalttığı bulgusunu ortaya koydu.
Bu olumlu etkilerin internet kullanım sıklığına bağlı olmaksızın meydana geldiği gözlemlendi; bazı bireylerin haftada bir kereden az internet kullandığı belirlendi.
Öte yandan, ABD, Birleşik Krallık ve Çin’de daha sık internet kullanan bireylerin ruh sağlığı seviyelerinin daha yüksek olduğu tespit edildi.
BBC Science Focus’a konuşan çalışmanın ortak yazarı Dr. Qingpeng Zhang, “Bu faydaların farklı ülkelerde tutarlı hale gelmesi, internetin ruh sağlığını destekleme konusunda küresel bir potansiyele işaret ediyor” dedi.
Araştırmada internet ile ruh sağlığı arasındaki ilişkinin neden-sonuç ilişkisi tespit edilemedi. Ancak uzmanlar, yalnızlık hissi yaşayan bireylerin başkalarıyla bağlantı kurmasının olumlu sonuçlar doğurmuş olabileceğini belirtmektedir.
Özellikle 65 yaş üstünde, bekar ve sosyal etkileşim düzeyi düşük bireyler, internetin sağladığı faydaların en çok hissedildiği gruplar olduğu görüldü.
Birleşik Krallık’taki Yalnızlık Çalışmaları Merkezi Direktörü Prof. Andrea Wigfield, “İnternet kullanımını tek tip bir etki olarak değerlendirmemeliyiz” diyerek konuya açıklık getiriyor:
İnterneti, uygun ve ölçülü kullanıldığında insanları birbirine bağlayan bir araç olarak görmek önemli, fakat yalnızlığı azaltmak için yüz yüze, anlamlı etkileşimin yerini alamaz.
İnternetin gençler üzerindeki olumsuz etkilerinin yanı sıra, daha yaşlı bireyler için farklı sonuçlar doğurması da gözler önüne serildi.
Avustralya’daki Curtin Üniversitesi’nden Dr. Patrick Clarke, bu durumun 50 yaş üstündeki bireylerin internetin olumsuzluklarından daha az etkilenmelerine bağlı olduğunu ifade etti.
Dr. Clarke, “50 yaş üstü bireyler, gençlerin sıkça yaşadığı başkalarıyla kıyaslama veya sosyal baskılardan genellikle uzak kalıyor” dedi ve ekledi:
Bu kişilerin interneti onaylanma beklentisiyle değil, arkadaşlarıyla bağlantı kurmak, aileleriyle iletişimde kalmak, yeni beceriler edinmek veya benzer ilgi alanlarına sahip topluluklarla etkileşimde bulunmak için daha fazla kullanma ihtimali vardır.
0 Comments