Astım tedavisinde kullanılan spreylerin her yıl 500 bin aracın yaydığı miktarda sera gazı saldığı belirlendi.
Dünya genelinde astımdan etkilenen kişi sayısının 262 milyon, kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH) ile mücadele edenlerin sayısının ise 400 milyon civarında olduğu öngörülüyor.
İklim krizinin hava kirliliği, kuraklık, sel olayları ve orman yangınları gibi olumsuz etkileri artırmasıyla bu solunum yolları rahatsızlıklarının da artması muhtemel görünüyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Ayrıca, astım tedavisinde yaygın olarak kullanılan spreylerin iklim değişikliği üzerinde önemli etkiler yaratabileceği ortaya kondu.
Kaliforniya Üniversitesi Los Angeles kampüsünden Dr. William Feldman ve ekibi, 2014-2024 yılları arasında ABD’de astım veya KOAH tedavisi için onaylanan spreylerin dağıtım verilerini kullanarak, bu ürünlerin neden olduğu emisyon miktarını hesapladı.
Bu hastalıkların tedavisinde, hidroflorokarbon adı verilen itici gazlarla çalışan geleneksel spreylerin sıkça tercih edildiği görülüyor.
Araştırmacılar, atmosferde ısıyı hapseden hidroflorokarbon gazının, küresel ısınma üzerinde ciddi bir etkisi olduğunu ortaya koydu.
JAMA dergisinde 6 Ekim Pazartesi günü yayımlanan çalışmada, astım spreylerinin inceledikleri on yıllık süreçte ABD’de yaklaşık 24,9 milyon ton karbondioksit eşdeğeri emisyon ürettiği belirlendi. Bu miktar, yıllık yaklaşık 530 bin benzinli aracın yaydığı emisyona eş değer bulunuyor.
Çalışmanın değerlendirilmesinde, “Her yıl dağıtılan milyonlarca spreyden kaynaklanan bu emisyonlar, küresel ısınmayı tetiklemekte ve bu ilaçların rahatlatması gereken solunum yolu hastalıklarını daha da kötüleştirmekte” deniliyor.
Bilim insanları, bu emisyonların yüzde 98’inin “ölçülü doz” adı verilen spreylerden kaynaklandığını ifade etti.
Ayrıca, kuru toz astım spreylerine geçmenin bu ilaçların çevre üzerindeki etkisini azaltabileceği üzerinde duruluyor.
Dr. Feldman, hidroflorokarbon kaynaklı sorunun boyutunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:
Bu küçük nesnelerin bu kadar büyük bir etkisi olabileceğini düşünmek zor; fakat mevcut ve gelecekteki diğer ürünlerle bu sorunun kesinlikle üstesinden gelinebilir. Bu nedenle bu emisyon sorununu ele almak, görece daha ulaşılabilir bir hedef olarak görülüyor.
Öte yandan, Amerikan Akciğer Derneği’nden Kate Bender, kendisinin de astım hastası olduğunu belirterek, hastaların ilaçlarını değiştirmemeleri yönünde uyarıda bulundu.
Çalışmaya dahil edilmeyen Bender, “Evet, astım spreylerinin sera gazı yaymadığı bir geleceğe ulaşmalıyız; ancak bu ulaştığımızda insanların itici gazlı ve diğer seçeneklere hâlâ erişebilmeleri sağlamalıyız” diyerek düşüncelerini aktardı.
Dr. Feldman, bu ilaçların iklim krizi üzerindeki etkisinin, trafik, tarım ve enerji üretimi gibi daha büyük faktörlerle karşılaştırıldığında küçük kaldığını ancak her küçük adımın önemli olduğunu da ekledi.
0 Comments