Mars’ta yaşamın izlerini bulma çabamız sürdüğü sırada, NASA’nın Perseverance keşif aracı, Kızıl Gezegen’den gelen verilerle bilim dünyasında büyük bir heyecan yarattı. Bir zamanlar dev bir göle ev sahipliği yapmış olan Jezero Krateri’nin batı ucundaki Neretva Vallis, eski bir nehir vadisi üzerinde dikkat çekici bir oluşum keşfedildi.
Bulgular, “Bright Angel” adlı antik bir kiltaşı oluşumunun parçası olan, “Cheyava Falls” isimli ok ucu biçiminde bir kayada ortaya çıktı. Bu kayada yer alan küçük siyah yüzey lekeleri olan “haşhaş taneleri” ve benekli “leopar desenleri” dikkatleri üzerlerine çekiyor. Yapılan ön analizler, bu izlerin sadece şekilleriyle değil, aynı zamanda olağandışı kimyasal zenginlikleriyle muhtemel bir biyolojik imzayı temsil edebileceğini gösteriyor.
Perseverance’ın kayadaki belirgin işaretler üzerindeki detaylı incelemeleri, bu izlerin organik karbon, demir, fosfor ve kükürt açısından zengin olduğunu ortaya koydu. Araştırmacılar, bu yapıda, Dünya’da genellikle yaşam süreçleriyle ilişkilendirilmekte olan vivianit (demir fosfatı) ve greigit (demir sülfidi) minerallerinin bulunduğunu belirledi.
Bu minerallerin Dünya’daki oluşum süreçleri, redoks reaksiyonları adı verilen bir mekanizma ile gerçekleşiyor. Redoks, genel olarak elektron alışverişini ifade etmekte ve yaşamın enerji üretiminde kullandığı temel mekanizmadır. Örneğin, bitkiler fotosentez aracılığıyla, hayvanlar ise besinleri enerjiye dönüştürerek bu süreci kullanır. Bazı mikroorganizmalar da oksijenin bulunmadığı ortamlarda “metal soluyarak” hayatta kalabilmektedir.
New York Stony Brook Üniversitesi’nden jeobilimci ve araştırmanın başyazarı Joel Hurowitz, bu kimyasal yapının kaynağı ne olursa olsun, Mars’ta son yirmi yılda tespit edilen her şeyden oldukça farklı olduğunu ifade ediyor.
Mars’ta tersine kimya
Mars’ın yüzeyinde, milyarlarca yıl önce su ve kalın bir atmosferin var olduğu dönemde oluşan ve gezegene “Kızıl Gezegen” adını veren pas tabakasıyla kaplanmış yüzey, bir oksidasyon hikayesidir. Ancak Perseverance, Cheyava Falls’taki izlerin tam tersine ait belirtiler keşfetti: İndirgenme. Bu süreçte demir ve kükürt (sülfür), elektron kaybetmek yerine elektron kazanıyor.
Bu buluş büyük bir önem taşıyor; zira redoks reaksiyonları, düşük sıcaklıklarda cansız süreçlerle doğal olarak meydana gelmeleri oldukça yavaş gerçekleşmektedir. Bu yavaşlık, aynı zamanda bu süreçlerin içerdikleri enerjinin yaşam için mükemmel bir kaynak haline gelmesini sağlıyor.
Texas A&M Üniversitesi’nden jeobiyolog Mike Tice, “Dünya’daki tüm canlıların çevredeki enerjiyi kullanma zorunluluğu var. Yaşam, çok erken dönemlerden itibaren redoks reaksiyonlarını kullanmayı öğrendi.” şeklinde değerlendirmede bulunmuştur.
Tice, özellikle leoparı anımsatan izlerde rastlanan greigit mineralinin bu bağlamda dikkat çekici olduğunu vurguluyor. Greigit gibi sülfitlerin, kayaların düşünülen düşük sıcaklıklar altında cansız süreçlerle oluşmasının neredeyse imkânsız olduğu belirtiliyor. Bu durum, bilim insanlarını olası biyolojik köken ihtimalini ciddi şekilde sorgulamaya itiyor.
İklim değişiminin kanıtı: Kayalar
Cheyava Falls’taki kayalar,
0 Comments