Yeni gerçekleştirilen bir araştırma, alkol tüketiminin demans gelişimi için potansiyel bir risk faktörü olabileceğini ortaya koydu.
Oxford, Yale ve Cambridge üniversitelerinden araştırmacıların katkılarıyla yürütülen çalışma, Birleşik Krallık Biyobankası ve ABD Milyon Gazi Programı’nda kayıtlı 559 binden fazla bireyin verilerini incelemeye aldı. Takip süresince, 14 bin 540 katılımcıda demans tanısı konuldu.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Elde edilen gözlemsel veriler oldukça dikkat çekiciydi. Haftada 40 veya daha fazla içki tüketen aşırı içicilerin, hiç alkol almayanlara göre haftada 7 içki veya daha az tüketen hafif içicilere oranla yüzde 41 daha yüksek demans geliştirme riski bulunduğu tespit edildi. Alkol bağımlılarında bu riskin oranı ise yüzde 51 olarak belirlendi.
Araştırmacılar, nedensellik ile korelasyonu ayırt etmek amacıyla 2,4 milyon kişi üzerinde genetik analizler yaparak genom çapında bağlantı çalışmaları (GWAS) gerçekleştirdi. Bu analizlerde, üç ana kriter değerlendirildi: Katılımcıların kendileri tarafından bildirilen haftalık alkol tüketimi, riskli alkol kullanımı ve alkol bağımlılığı durumu.
Her iki durumda, alkol tüketimi ile yüksek genetik riskin daha yüksek demans riski ile ilişkili olduğu gözlemlendi. Araştırmanın yazarları, elde edilen bu bulguların düşük düzeyde alkol tüketiminin beyin sağlığına faydalı olduğu yönündeki yaygın inanışı çürüttüğünü vurguladı.
Ayrıca, araştırmacılar daha önce, hiç alkol tüketmeyenlerin gözlemsel çalışmalarında kötü sağlık sonuçlarına dair bulguların dikkatli değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekmişti. Bunun sebebi, hastalık nedeniyle alkolü bırakan bireylerin, hayatları boyunca alkol kullanmamış olanlarla aynı gruba alınmasıydı; bu durum ise “hastalıktan bırakma” etkisini ortaya koyuyordu.
2016 yılında yapılan bir analizde ise, eski içicilerin çalışmadan çıkarılması ile hafif alkol tüketiminin koruyucu etkisinin büyük ölçüde kaybolduğu anlaşılmıştı.
Oxford Population Health’te kıdemli klinik araştırmacı ve danışman psikiyatrist olarak görev yapan Dr. Anya Topiwala, bu son bulguların “düşük alkol seviyelerinin beyin sağlığına yararlı olduğu yönündeki varsayımla çeliştiğini” ifade etti.
“Genetik kanıtlar, koruyucu bir etkiye dair hiçbir destek sunmuyor, hatta bunun tam tersini gösteriyor” diye ekledi.
Hafif veya orta düzeyde alkol tüketiminin bile demans riskini artırabileceği göz önünde bulundurulduğunda, toplum genelinde alkol tüketiminin azaltılmasının demansın önlenmesinde önemli bir rol oynayabileceği ortaya çıkıyor.
Yale Üniversitesi’nde profesör ve çalışmanın kıdemli yazarı Dr. Joel Gelernter, “Tıbbi bilgiler, hafif alkol tüketiminin beyin sağlığı açısından faydalı olduğunu destekleyen bir dönem vardı; ancak bu çalışma, bunun doğru olmadığına dair kanıtları pekiştiriyor” açıklamasında bulundu.
Cambridge Üniversitesi’nden istatistikçi Dr. Stephen Burgess da şunları ekledi:
Bulgularımız, yalnızca belirli bir genetik yatkınlığı olanlar için değil, her alkol tüketimini tercih eden bireyler için geçerlidir. Araştırmamız, daha yüksek alkol tüketiminin demans riskini artırdığını gösteriyor.
Alzheimer’s Research UK, bu çalışmanın alkol ile demans riski arasındaki bağlantıya dair kanıtlara önemli bir katkı sağladığını belirterek ek araştırmalara ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Alzheimer
0 Comments