Bir araştırmaya göre, yüksek refah seviyesine sahip ülkelerde eğitim düzeyindeki artışın bireylerin mutluluğu üzerindeki etkisi, diğer ülkelere kıyasla oldukça sınırlı kalmaktadır.
Mutluluk veya hayat memnuniyeti ile eğitimin ilişkisi, sosyal bilimcilerin uzun süredir üzerinde durduğu bir araştırma konusudur.
Farklı çalışmalar, yüksek öğrenim gören bireylerin mutluluk düzeyinin, daha düşük eğitim seviyesine sahip olanlara kıyasla daha yüksek olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Uzmanlar, bu durumun eğitimi yüksek olan bireylerin sosyal ve ekonomik açıdan daha avantajlı bir konumda olmalarından kaynaklandığını belirtmektedir.
Bununla birlikte, bir ülkenin sosyoekonomik gelişiminin bu ilişki üzerindeki etkisine dair yeterli verinin mevcut olmadığı ifade edilmektedir.
Almanya’dan Bremen Üniversitesi’nden Samitha Udayanga, bu noktalardaki belirsizliği gidermek amacıyla 36 Avrupa ülkesini kapsayan bir araştırma yürütmüştü.
Avrupa Sosyal Araştırması adı verilen kapsamlı bir veritabanını kullanan çalışmada, 21 ile 65 yaşları arasındaki yaklaşık 172 bin kişiye dair veriler değerlendirildi.
Katılımcıların mutluluk düzeyleri, yaygın bir yöntem olan yaşam memnuniyetinin 0’dan 10’a kadar puanlandığı bir sistemle ölçüldü.
Udayanga, ülkelerin refah düzeyini hesaplarken yalnızca kişi başına düşen milli geliri değil, aynı zamanda sosyal ve politik etkenler olan eşitlik ve özgürlüğü de dikkate aldı.
18 Ağustos’ta hakemli dergi Humanities and Social Sciences Communications’ta yayımlanan çalışmanın sonuçlarına göre, bir ülkenin refah düzeyi arttıkça hem yüksek hem de düşük eğitim seviyesindeki bireylerin mutluluk düzeylerinde istikrarlı bir artış gözlemleniyor.
Fakat, ülkenin sosyoekonomik refahının güçlü bir şekilde yükselmesi durumunda, eğitim seviyesinin mutluluk üzerindeki etkisinin azaldığı tespit edilmiştir.
Bu bulgular, yüksek veya düşük eğitim almış bireylerin mutsuz olduğu sonucunu doğurmaz; aksine, bu iki grup arasındaki mutluluk farkının azaldığı söylenebilir.
Udayanga, makalede şunları ifade etmektedir:
Genel olarak bulgular, zengin ülkelerde yüksek öğrenimin getirdiği mutluluğun azalma eğiliminde olduğunu göstermektedir. Bu bireyler, geleneksel mutluluk faktörlerinden uzaklaşıp alternatif yollar aramaya daha yatkın görünmektedir.
Araştırmacı, yüksek refah düzeyine sahip ülkelerde düşük eğitim almış bireylerin yaşam kalitesi üzerinde zayıf bir etki yaratmasının bu durumu açıklayabileceğini öne sürmektedir.
Udayanga, makalenin sonuç kısmında, bu ülkelerde yüksek öğrenim gören bireylerin mutluluğunu artırmak için iş-özel hayat dengesi, esnek çalışma düzenlemeleri ve aktif sivil katılım fırsatlarının teşvik edilmesini önermektedir:
Geleneksel ekonomik kazanımların, mutluluğun temel faktörleri olamayacağı göz önüne alındığında, bireysel özerkliği, sosyal katılımı ve amaç bilincini güçlendiren kültürel, sosyal ve siyasi altyapıya yönelik çalışmalar, mutluluğu artırmada daha etkili olabilir.
0 Comments