Bilim insanları, 1,1 milyon yıllık bir mamut dişinde, bugüne kadar keşfedilen en eski bakteri DNA’sını tespit etti.
İsveç Doğa Tarihi Müzesi’nden Benjamin Guinet liderliğindeki bir araştırma ekibi, daha önce Rusya ve Kanada’da keşfedilen 483 mamut kalıntısının mikrobiyal DNA’sını inceledi. İncelenen kalıntılar arasında dişlerden kaval kemiğine kadar pek çok parça yer alıyor ve en eski olanı yaklaşık 1,1 milyon yaşında.
Araştırmacılar, mamutun kendi DNA’sı ile vücudunu etkileyen mikroorganizmaları (ölümünden önce veya sonra) ayırmayı amaçlıyordu.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Gelişmiş genomik ve biyoinformatik teknikler kullanan ekip, 310 farklı mikroorganizma türünü tespit etmeyi başardı. Bu türlerin çoğunun, mamutun ölümünden sonra çevreden kaynaklandığı düşünülüyor; ancak 6’sının “konak ilişkili” olduğu, yani mamutlar üzerinde veya içinde simbiyotik olarak yaşadığı belirlendi.
2 Eylül tarihinde hakemli dergi Cell’de yayımlanan çalışmada, bir mamut dişinde Erysipelothrix bakterisinin genomunun bir kısmı da açığa çıkarıldı.
Daha önce 2021 yılında yapılan bir çalışmada, 1,1 milyon yıllık bozkır mamutuna ait azı dişinden DNA elde edilmişti ve bu, daha önce hayvan kalıntılarından dizilenen en eski DNA örneği olmuştu.
Yeni çalışmada saptanan Erysipelothrix, bugüne kadar bulunan en eski “konak ilişkili” bakteri olarak kaydedildi. Domuz ve tavuklarda görülen bu bakteri, kalbin iç zarının iltihaplanmasıyla ilişkili bir tür olarak bilinmektedir.
Erysipelothrix ile benzer bakterilere dair kanıtların, çeşitli dönemler ve bölgelerde yünlü mamut kemiklerinde bulunmuş olması, bu bakterinin mamutların evriminde önemli bir rol oynamış olabileceğini düşündürmektedir.
Buzul Çağı’nda Kuzey Avrasya ve Kuzey Amerika’da yaşamış olan bozkır mamutları, yünlü mamut ve Kolombiya mamutunun atalarını oluşturuyordu.
Guinet, bulgularla ilgili yaptığı açıklamada, “Elinizde bir milyon yıllık bir mamut dişi tuttuğunuzu ve bunun, mamutla birlikte yaşamış antik mikropların izlerini hâlâ taşıdığını söylesem?” diyerek dikkati çekti.
Elde ettiğimiz sonuçlar, mikrobiyal DNA çalışmalarını 1 milyon yıl geriye götürerek konak ilişkili mikropların evrimsel yolculuklarını araştırmak için yeni olanaklar sunuyor.
Bakteriler genellikle zararlı varlıklar olarak algılansa da durum her zaman bu şekilde değildir. Yeni çalışmada saptanan Erysipelothrix, Pasteurella ve Streptococcus gibi türlerin çoğu, belirli koşullar altında hastalığa yol açmakla birlikte, zararsız veya faydalı olabilir.
Ek olarak, Geç Pleistosen dönemine ait iki mamut örneğinde bulunan Pasteurella DNA’sının, 2020 yılında Zimbabve’deki 6 filin ölümüne seyirci olan bakteri türüne oldukça benzediği kaydedilmiştir.
Bu yeni araştırma, nesli tükenmiş hayvanların uzun vadeli sağlığı ve mikrobiyomlarının evrimsel gelişimlerinin incelenmesine dair yeni kapılar açmaktadır.
Çalışma yazarlarından Love Dalén, “Bu çalışma, soyu tükenmiş türlerin biyolojisini anlamada yeni bir sayfa açıyor” diyerek düşüncelerini ifade etti.
Artık mamutların genomlarını incelemekle kalmıyor, ayrıca içlerinde yaşamış mikrobiyal toplulukları da keşfetmeye başlıyoruz
0 Comments