Emory Üniversitesi’nde gerçekleştirilen kapsamlı bir araştırma, sihirli mantarların aktif bileşeni olan psilosibinin yaşam süresini uzatma potansiyeline sahip olabileceğini ortaya koydu.
Atlanta’daki tıp fakültesindeki bilim insanları, psilosibinin hücrelerin ömrünü uzattığını ve yaşlı farelerin hayatta kalma oranlarını artırdığını gözlemledi.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Geçtiğimiz hafta hakemli dergide yayımlanan araştırmada, psilosibin “halüsinojenik mantarların ürettiği doğal psikedelik bileşik” olarak tanımlanıyor.
Psilosibinin oksidatif stresi azalttığı, DNA hasarını önlediği ve telomer uzunluğunu korumaya yardımcı olduğu tespit edilen verilerle destekleniyor. Bu bulgular, maddenin etkili bir yaşlanma karşıtı strateji olabileceğine işaret ediyor.
Çalışma sonuçları, beyaz tüylü yaşlı farelerin tedavi sonrasında daha genç bir görünüm kazandığını ve siyah tüylerin yeniden çıktığını gösteriyor.
Emory Üniversitesi’nden çalışmanın ortak yazarı Louise Hecker, Fox News Digital’a verdiği bir röportajda, “Psilosibin, yaşlanmaya bağlı ‘yıpranmayı’ yavaşlatıyor gibi görünüyor” ifadelerini kullandı.
Fareler ve hücreler daha sağlıklı ve belirgin bir şekilde daha uzun yaşıyor.
Bu araştırmanın insanlarda da benzer etkiler yaratabileceği belirtilse de, kapsamlı testlerin gerekli olduğu ifade ediliyor. Hecker, “İnsanlar için en uygun doz protokolleri neler? En iyi sonuçlar için tedaviye başlamanın en ideal yaşı ne?” gibi soruların yanıtlanması gerektiğini kaydetti.
Hecker; “Tedavinin artık etkili olmayacağı belli bir yaş var mı?” diye de ekledi.
Uzun süreli tedavi ile ilişkili olası zararlar veya yan etkilerin neler olduğu, etki mekanizmalarının net bir şekilde anlaşılması gerekiyor.
Oregon’daki ABD’nin ilk yasal psilosibin inziva merkezinin kurucusu Gabe Charambides, elde edilen sonuçları “ikna edici” olarak değerlendiriyor fakat insan kullanımının farelerdeki gibi sıkı bir tarama, hazırlık ve güvenlik süreçleri gerektirdiğini vurguluyor.
Psilosibin terapisinden en fazla olumlu etki alabilecek kişilerin çocukluk travmaları, boşanma ya da yas gibi büyük yaşam olayları sonrası ruh sağlığını iyileştirmek isteyen bireyler olduğunu ifade eden Charambides, katılımcılarının kronik ağrı ve migren gibi fizyolojik şikayetlerde rahatlama sağladıklarını belirtti, ancak biyolojik testlerin yapılmadığına dikkat çekti.
Klinik aşama çalışmalarında doğal psikedelik ilaçlar geliştiren Kanada merkezli Filament Health şirketinin temsilcisi Ryan Moss, daha önceki açıklamalarında psikedeliklerin kontrollü ve güvenli bir ortamda uygulanması gerektiğini vurgulamıştı.
Moss, “Psikedelik deneyimler zaman zaman anksiyete, halüsinasyon ve paranoyaya neden olabilir” dedi.
Klinik deneylere katılan bazı hastaların, süreçte olumsuz kardiyovasküler olaylar yaşadıkları bildirilmiştir.
Klinik deneylerde katılımcıların iyi bir şekilde hazırlanmasının ve eğitimli profesyoneller tarafından yakından izlenmesinin önemine dikkat çekiliyor.
0 Comments