Bilim insanları, betel cevizinin kullanımına dair en eski kanıtı Tayland’daki 4 bin yıllık insan kalıntılarında tespit etti. Bu maddenin çok muhtemel ritüel amaçları taşıdığı düşünülüyor.
Palmiye ailesine ait olan betel cevizi ağacı, Güneydoğu Asya ve Pasifik Adaları’nda yetişmektedir. Yaprakları ve kireçtaşı macunuyla bir arada çiğnenerek tüketilen bu ceviz, dişlerde genellikle koyu kırmızımsı kahverengi veya siyah lekeler bırakır.
Psikoaktif bir madde olan betel cevizi, kullanıcısında uyanıklık, enerji, öfori ve rahatlama gibi hisler uyandırır. Günümüzde Tayland’ın kentlerinde kullanılmasa da, kırsal bölgelerde hâlâ yaygın olarak tüketilmektedir. Dünya genelinde kafein, alkol ve nikotinin ardından en fazla kullanılan dördüncü psikoaktif madde olduğu düşünülmektedir.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Uluslararası bir araştırma ekibi, Tunç Çağı’na ait Tayland’dan elde edilen 4 bin yıllık diş örneklerini inceleyerek betel cevizinin tüketimiyle ilgili en eski bulguları ortaya çıkarma başarısını gösterdi.
Araştırmacılar, bölgedeki arkeolojik kazılarda bulunan betel cevizi kabukları ile bu bitkiyi çiğnemenin göstergesi olabilecek kahverengi ve siyah lekeli diş örneklerini inceleyerek önemli bulgular elde ettiler. Ancak, hakemli dergi olan Frontiers in Environmental Archaeology’de yayımlanan yeni çalışmada, bu maddenin her zaman dişlerde leke bırakmadığı sonucuna ulaşıldı.
Bu çalışmada, kazı alanı Nong Ratchawat’taki 6 kişiye ait kalıntılardan toplam 36 diş örneği sıvı kromatografi-kütle spektrometrisi yöntemiyle incelendi. Yapılan analizlerde dişlerin hiçbirinde bitkinin kullanımına dair koyu renkler tespit edilmedi. Ancak bir kadından alınan üç örnekte betel cevizinin ana psikoaktif bileşenleri olan arekolin ve arekaidin saptandı.
Bu durum, bilim insanlarına göre, diş taşında bu bileşiklerin bulunmasının, uzun süreli kullanımını gösterdiğini ortaya koyuyor.
Ayrıca, araştırmacılar, bu maddeyi hâlâ kullanan kişilerle gerçekleştirdikleri görüşmelere dayanarak, betel cevizinin çiğnenmesinin bazı geleneksel inançlarla bağlantılı olabileceğini öne sürüyorlar. Çalışmanın yazarlarından Piyawit Moonkham, “İnsanlar, betel cevizini özellikle hasat mevsiminde, tanrılardan pirinç ekimi ve çeltik tarlaları için yardım istemek amacıyla ruhlara adak olarak kullanıyorlardı” ifadelerini kullanarak şu noktayı vurguluyor:
Geleneksel bitki kullanımının kültürel bağlamını daha geniş bir şekilde anlamak istiyoruz. Psikoaktif, tıbbi ve törensel bitkiler genellikle uyuşturucu gibi görülse de binlerce yıllık kültürel bilgi, manevi uygulama ve topluluk kimliğini temsil ediyor.
Ağız sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerinden dolayı Tayland’da 1940’lardan itibaren kısıtlanmaya çalışılan betel cevizi, hâlâ kırsal bölgelerde popüler olsa da şehir merkezlerinde ve genç nesiller arasında yaygın değildir.
Chiang Mai Üniversitesi’nden Moonkham, bu durumun, bitkiye dair çalışmaların büyük ölçüde olumsuz etkilerine odaklanmasına sebep olduğunu ifade ediyor. Ancak yeni araştırmanın, betel cevizinin kültürel önemine dikkat çekebileceğini umuyor.
Moonkham, madde hakkında da şu şekilde konuşuyor:
Ben de denedim ve tüm vücudu rahat
0 Comments