Bilim insanları, Antik Mısır’a ait bir bireyin tüm genomunu ilk kez diziledi. Yaklaşık 4 bin 500 yıl önce yaşamış bu adamın kalıntıları, antik döneme ait en eski genetik verileri sunmakta.
Uzmanlar, bölgenin sıcak ikliminin DNA’nın kolayca bozulmasına neden olduğunu belirtiyor, bu nedenle Antik Mısır’dan genetik kayıt bulmanın oldukça zor olduğunu vurguluyorlar. Ayrıca, bu dönemde yaygın görülen mumyalama uygulaması yumuşak dokuları korusa da DNA’nın yeterince iyi muhafaza edilmesine engel oluşturmaktadır.
Şimdiye kadar, Antik Mısır’dan yalnızca üç bireyin genomunun bir kısmı dizilenmişti ve bu kişiler antik uygarlığın daha sonraki dönemlerinde yaşamışlardı.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Önde gelen hakemli dergi Nature’da (2 Temmuz) yayımlanan çalışmada ise, en az bin yıl daha eski bir örneğin genomu tamamen dizilendi. Kahire’nin güneyindeki Nuwayrat köyünde, 1900’lerin başında bulunan kalıntılar, kayaya oyulmuş bir mezarın içindeki bir çömlek kabı içindeydi.
Liverpool John Moores Üniversitesi’nden Dr. Adeline Morez Jacobs’ın liderlik ettiği araştırma ekibi, 4 bin 500 ila 4 bin 800 yıl önce yaşamış bireyin kemiklerini inceledi ve dişinden alınan örneklerle genomunu dizileyerek Antik Mısırlı hakkında eşsiz bilgiler elde etti.
İlk piramitlerin inşa edildiği dönemde yaşamış olan bu kişinin kalıntıları, 44-64 yaşında ölen bir erkek olduğunu gösteriyor. Makalenin yazarlarından Joel Irish, MÖ 2855-2570 yılları arasında hayatını kaybeden bu bireyle ilgili olarak “Öldüğünde muhtemelen 60’lı yaşlarındaydı, ki bu o dönem için oldukça ileri bir yaş” ifadelerini kullanıyor.
Bilim insanları, bu bireyin genetik materyalinin yüzde 80’inin Kuzey Afrika kaynaklı olduğunu belirlerken, yüzde 20’sinin Batı Asya ve Mezopotamya kökenine dayandığını tespit etti.
Araştırmacılar, Antik Mısır ve Mezopotamya halkları arasında tarihsel bir bağlantı olduğuna dair uzun süredir süregelen bir inancın genetik bulgularla desteklendiğini düşünüyor. Daha önceki arkeolojik kanıtlar bu etkileşimler hakkında güçlü veriler sunsa da, bugüne dek genetik veriler elde edilememişti.
Harvard Üniversitesi’nden Iosif Lazaridis, bu çalışmanın bulguları hakkında “Bu örnek, bu kadar erkenden Mısır’da hem Kuzey Afrikalı, hem de Mezopotamya kökenli insanların bulunduğunu ortaya koyuyor,” diyerek durumu değerlendirdi.
Bu coğrafi açıdan mükemmel bir bağlantı sağlıyor.
Ayrıca, araştırmacılar, bulunan kemiklerde artrit ve osteoporoz belirtilerinin yanı sıra, yaşamının büyük bir kısmında aşağıya bakarak öne doğru eğildiğini göster
0 Comments