Kaliforniya’da bulunan bilim insanları, omurilik sıvısındaki proteinlerin orta yaşlı bireylerde demansın nedenlerinin anlaşılmasında kritik bir öneme sahip olabileceğini belirtiyor.
Kaliforniya Üniversitesi San Francisco (UCSF) kampüsündeki araştırmacılar, bu proteinlerin, özellikle frontotemporal demans (FTD) olarak bilinen evrelerin en yaygın şekliyle ilgili rolü olabileceğini ifade ediyor.
Demans, Amerika Birleşik Devletleri’nde en az 6 milyon insanı etkilediği ve her yıl 100 binden fazla kişinin ölümüne yol açtığı tahmin ediliyor. Araştırmacılar, 55 yaş ve üzerindeki Amerikalıların yaklaşık yüzde 42’sinin bir dönem demansa yakalanacağı öngörüsünde bulunuyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Frontotemporal demansın ABD’de yaklaşık 50 bin ila 60 bin kişi üzerinde etkili olduğu tahmin ediliyor. Bu hastalık, beynin ön veya yan loblarındaki hasarlar nedeniyle ortaya çıkıyor ve yaşlılar yerine, genellikle 45 ila 65 yaş arasındaki bireylerde daha sık görülüyor.
UCSF Hafıza ve Yaşlanma Merkezi’nden Dr. Rowan Saloner, “Belki tanımladığımız bazı proteinler aracılığıyla FTD’yi erken evrede teşhis edebilirsek, hastaları uygun kaynaklara yönlendirebilir ve doğru tedavi süreçlerine dahil edebiliriz” dedi.
Saloner, bu konuda önemli bulguların yer aldığı çalışmanın, hakemli dergi Nature Aging’de yakın zamanda yayımlandığını da vurguladı.
ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri tarafından desteklenen çalışmada, frontotemporal demansı olan 116 hastanın omurilik sıvısında 4 binden fazla protein incelendi. Bu hastaların bazıları kalıtsal genetik formu taşırken, kalıtsal olmayan demans vakaları genellikle ölümden sonra beyin analizleri ile doğrulanabiliyor.
Araştırmacılar, hastaların proteinlerini 39 sağlıklı akrabalarının proteinleriyle karşılaştırdı. Elde edilen bulgular, demans hastalarının RNA düzenlemesinde sorunlar yaşadığını ve bu durumun beyindeki genlerin doğru ifade edilmesi için kritik bir aşama olduğunu gösterdi. Ayrıca, hastaların beynindeki bağlantıları etkileyen bozukluklar da tespit edildi. Bu veriler, orta yaşta görülen frontotemporal demans için ilk spesifik biyobelirteçlerin bu proteinler olabileceğini işaret ediyor.
Yaşlı bireylerde sıkça rastlanan demans, ortalama yaşta teşhis edilmekte zorluk çıkarabiliyor. Özellikle frontotemporal demansın depresyon, şizofreni veya Parkinson hastalığıyla karıştırıldığı bilinmektedir. Ayrıca, kötü metabolik sağlık durumu ve diğer etkenler demans riskini artırıcı faktörler arasında yer alıyor.
Geçtiğimiz ay, zona aşısının demans riskini azaltmaya yardımcı olabileceğine dair bazı olumlu gelişmeler de kaydedildi.
Saloner, “FTD, hayatlarının baharındaki bireyleri etkileyerek onların bağımsızlıklarını ellerinden alıyor” şeklinde konuştu.
Ancak Alzheimer hastalığı gibi diğer demans türlerinde olduğu gibi, yaşayan hastalarda kesin bir teşhis yöntemi mevcut değil.
0 Comments