Dünya’ya beklenmedik bir yakınlıkta dev bir gaz bulutu keşfedildi. Bu moleküler gaz bulutu, astronomlara yıldız oluşum sürecini incelemeleri için eşsiz bir fırsat sağlıyor.
Moleküler bulutlar, içindeki toz ve gaz kümelerinin çökmesiyle yıldızların oluşumuna zemin hazırlıyor. Ancak hidrojen ve karbonmonoksit molekülleri içeren bu bulutları, yıldız oluşumundan önce gözlemlemek oldukça zorlu bir iştir.
Bilim insanları, moleküler hidrojenin neredeyse görünmez olmasından dolayı bu bulutları araştırırken karbonmonokite odaklanıyor. Karbonmonoksit miktarının düşük olması durumunda ise bulut kolaylıkla gözden kaçabiliyor.
Araştırmacılar, yeni keşfedilen moleküler gaz bulutunun şimdiye kadar tespit edilmemiş olmasını da bununla ilişkilendiriyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bulguları Nature Astronomy adlı hakemli dergide yayımlanan araştırma ekibi, bulutu daha önce kullanılmamış bir yöntemle tespit etti. Ekip, buluttaki hidrojenin yaydığı ultraviyole ışık sayesinde keşfi gerçekleştirdi.
Güney Kore’nin STSAT-1 uydusunun verilerini inceleyen araştırmacılar, hidrojenin doğal olarak yaydığı uzak ultraviyole ışığını belirledi. Bu tür ışığı yakalamak genellikle zor olmakla birlikte, uydunun spektrografi, bunu analiz edilebilecek dalga boylarına ayırmayı başardı.
Rutgers Üniversitesi’nden Blakesley Burkhart, “Bu, moleküler hidrojenin uzak ultraviyole emisyonunu doğrudan bularak keşfedilen ilk moleküler bulut. Bu bulut, kelimenin tam anlamıyla karanlıkta parıldıyor” şeklinde ifade ediyor.
Yunan mitolojisinde şafak tanrıçası Eos’un ismi verilen gaz bulutu, Dünya’dan sadece 300 ışık yılı uzaklıkta yer alıyor. Bu mesafe, insan ölçeğinde muazzam görünse de galaktik ölçekte oldukça yakın kabul ediliyor. Dünya’ya en yakın yıldız oluşum bölgesi olan Orion Bulutsusu ise yaklaşık 1300 ışık yılı mesafede bulunuyor.
Hilale benzeyen bulutun kütlesi, Güneş’in kütlesinin yaklaşık 3 bin 400 katı ve çapı 40 Ay kadar (yaklaşık 140 bin kilometre) ölçümlerle belirlenmiştir.
Çalışmanın yazarlarından Thomas Haworth, “Bu şey adeta kozmik arka bahçemizde ve biz onu kaçırdık” yorumunda bulunuyor.
Yerel Kabarcık olarak bilinen Güneş Sistemi’nin yakın çevresinde bulunan Eos, şimdiye kadar keşfedilen en yakın moleküler bulut olma özelliğini taşıyor.
Bu keşif, bilim insanlarının yıldız ve yıldız sistemlerinin nasıl oluştuğunu daha iyi anlamalarına imkan tanıyor. Burkhart, “Teleskoplarımızla baktığımızda, oluşum aşamasındaki tüm yıldız sistemlerini görebiliyoruz, ancak bunun nasıl gerçekleştiğine dair ayrıntılı bilgilerimiz yok” şeklinde ekliyor.
Eos’u keşfetmemiz heyecan verici çünkü artık moleküler bulutların nasıl oluştuğunu ve ayrıştığını, bir galaksinin yıldızlararası gaz ve tozu yıldızlara ve gezegenlere nasıl dönüştürdüğünü doğrudan ölçebiliyoruz.
Araştırmacılar, bu yeni yöntemi kullanarak yakındaki diğer gizli moleküler bulutları da keşfetmeyi umuyor.
Çalışmanın diğer bir yazarı Thavisha Dharmawardena, “Bu teknik yıldızlararası ortam hakkında bildiklerimizi baştan yazabilir, galaksideki gizli bulutları ortaya çıkarabilir ve hatta kozmik şafağın algılanabilen en uzak sınırlarına kadar ulaşabilir” sözlerini kullanıyor.
0 Comments