Bilincin beynin hangi bölgesinde yer aldığı konusunu araştıran bilim insanları, ilginç bulgulara ulaşmayı başardı.
Kendini, çevreyi ve duygusal deneyimleri anlama yetisi olan bilinç, insanlığın en temel unsurlarından birini oluşturur.
Uzun süredir pek çok bilim adamı, bilincin beyinde nasıl oluştuğunu ve hangi bölümlerin bu süreçte rol oynadığını anlamaya çalışıyor. Bu konuda 30’a yakın teori olduğu düşünülüyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Öne çıkan teorilerden ikisi, Küresel Çalışma Alanı Teorisi (GWT) ve Bütünleşik Bilgi Teorisi (IIT) olarak sıralanabilir. GWT, bilincin beynin ön kısmında oluştuğunu ve burada bulunan kritik bölgelerin duyusal bilgileri tüm beyne yayarak bilinçli deneyimi sağladığını savunuyor. Öte yandan IIT, beyindeki bilgilerin oldukça entegre bir yapıda olduğunu ve bu entegrasyonun bilinçli deneyimleri mümkün kıldığını öne sürüyor.
Nature dergisinde 1 Mayıs Perşembe günü yayımlanan yeni bir çalışmada, bilim insanları bu iki teoriyi test ederek hangisinin geçerli olduğunu belirlemeye çalıştı. Elde edilen bulgular, her iki teorinin de yetersiz olduğunu gösteriyor.
Max Planck Enstitüsü’nden Dr. Lucia Melloni ve ekibi, ABD, Avrupa ve Çin’deki 12 laboratuvarında 256 katılımcıya farklı görüntüler izlettirerek, beyinlerindeki elektrik ve manyetik aktiviteleri ile kan akışını ölçtü.
Katılımcıların bilinçli farkındalıklarını ölçmek amacıyla onlara çeşitli yüzler, nesneler ve semboller gösterildi. Aynı zamanda, katılımcılar belirli görüntüler ekrana geldiğinde düğmelere bastı. Ekip, katılımcıların beyin aktivitelerini üç ayrı yöntemle takip etti.
Sonuçlar, bilincin beynin ön kısmından ziyade, görme ve işitmeyle ilgili duyusal bölgelerde yer alan arka kortekste ortaya çıktığını göstermekte. Çalışma, arka korteksteki nöronlar ile ön bölgedeki alanlar arasındaki önemli bağlantıları ortaya koysa da, bilincin esas merkezin arka kortekste olduğu fikrini güçlendiriyor.
Araştırmada, IIT’nin öne sürdüğü gibi bilincin birçok beynin bölümü arasındaki etkileşimlerle oluştuğunu destekleyen güçlü deliller bulunmadığı da vurgulandı.
Çalışmanın başyazarlarından Christof Koch, “Burada elde edilen kanıtlar kesin bir şekilde arka korteksi destekliyor. Bilinçli deneyimle ilgili bilgiler ön loblarda ya yoktu ya da arka kortekse oranla çok daha zayıf bir biçimde mevcuttu.” ifadesini kullandı ve şu eklemeleri yaptı:
Bu durum, ön lobların zeka, yargılama ve muhakemede kritik bir rol üstlenmesine rağmen, görme ve bilinçli görsel algı gibi konularda önemli bir rol oynamadığı düşüncesini güçlendiriyor.
Araştırmacılar, bu bulguların komada veya bitkisel hayatta bulunan hastalar için de kritik öneme sahip olduğunu belirtiyorlar.
Bu tür hastalar birkaç gün boyunca tepki vermediğinde, sıklıkla bilinçlerini kaybettikleri düşünülerek yaşam destek sistemleri devre dışı bırakılmaktadır. Ancak, geçtiğimiz yıl yapılan bir araştırmaya göre, tepkisiz olan hastaların yaklaşık dörtte birinin bilinç düzeyinin mevcut olabileceği tespit edilmiştir.
Koch, “Bilincin beyindeki temellerini anlayabilmek, sinyal vermeden ‘orada olma’ durumunun bu gizli biçimlerini daha iyi saptamamıza fırsat tanır.” şeklinde yorum yaptı.
0 Comments