Bilim insanları, Dünya ve Güneş Sistemi’nin ötesinde yaşam izlerini aramak amacıyla yeni bir görevi gündeme getiriyor.
İsviçre’nin ETH Zürih üniversitesi tarafından öncülük edilen Large Interferometer for Exoplanets (Ötegezegenler için Büyük İnterferometre) adlı uluslararası projede, farklı gezegenlerin çeşitliliğini incelemek için teleskopların uzaya gönderilmesi öneriliyor.
Bu yeni misyon, LIFE adıyla anılmakta ve Dünya’ya benzer sıcaklık, yarıçap ve kütleye sahip olan birçok ötegezegenin atmosferlerini analiz ederek su ve oksijen izleri aramayı hedeflemektedir.
Fizikçi Dr. Daniel Angerhausen, “Tek bir olumlu tespit her şeyi değiştirebilir” açıklamasında bulunuyor.
Bununla birlikte, yaşam bulamasak bile, tespit edilebilir biyoimzalara sahip gezegenlerin ne derece nadir veya yaygın olduğunu ölçme fırsatına sahip olacağız.
Görevle ilgili konsept, The Astronomical Journal’da yayımlanan güncel bir çalışmada geniş bir şekilde ele alınıyor.
Söz konusu çalışma, gelecekteki ötegezegen araştırmalarında “yaşam tespit edilememesi” durumunda gökbilimcilerin elde edeceği bilgileri inceliyor. Ayrıca, yaşam olma olasılığı taşıyan gezegenlerin sıklığı hakkında anlamlı yanıtlar elde etmek için en az kaç ötegezegenin gözlemlenmesi gerektiğini Bayesci istatistiksel analize dayanarak belirliyor. Space.com’a göre, Bayesci istatistik, mevcut olasılıkların ışığında sonuçların olasılıklarını hesaplama anlamına geliyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Güneş Sistemi’nin dışındaki doğrulanan ötegezegen sayısı 5 bin 800’den fazladır. Bu gezegenlerin büyük bir kısmı diğer yıldızların etrafında dönerken, keşfedilenlerin ağırlıklı olarak Samanyolu Galaksisi içerisinde yer aldığı belirtiliyor. NASA, evrende milyarlarca gezegenin bulunduğuna inanıyor.
Araştırma, bilim insanlarının 40 ila 80 ötegezegeni gözlemleyip yaşam bulamadığı durumlarda, benzer gezegenlerin yaşam barındırma olasılığının yüzde 10 ila 20’sinden daha azına ulaşabileceğini ortaya koydu. Bu sonuçlar, araştırmacılara evrendeki yaşamın yaygınlığına dair tahminlerde bulunma konusunda bir üst sınır koyma imkanı sunuyor.
Çalışmanın baş yazarı Angerhausen, “Böyle bir sonuç, kesinlikle bir dönüm noktası olacaktır” ifadelerini kullanıyor.
Eğer yaşamı bulamazsak bile, tespit edilebilir biyoimzalı gezegenlerin ne ölçüde yaygın olduğunu nihayet hesaplayabileceğiz.
Yine de, her bir gözlemin belirli bir belirsizlik payı taşıdığı kabul ediliyor. Görev sırasında kaçırılan yaşam izleri, yanlış negatif sonuçlara yol açabilir.
0 Comments