Pek çok kişi havalimanlarında alışılmadık veya saldırgan davranışlar sergileyen yolcularla karşılaşmıştır.
Son yıllarda öfkeli yolcuların rahatsız edici tutumlar içinde olması, bu konuda daha fazla tartışma başlatmıştır. Bazı çevreler, havalimanlarında alkol servisinin kısıtlanması gerektiğini savunuyor.
Bununla birlikte, söz konusu davranışların sebepleri arasında yalnızca alkol bulunmadığı ifade ediliyor. Birleşik Krallık’taki Leeds Beckett Üniversitesi’nde psikoloji eğitimi veren Steve Taylor, Conversation dergisine yazdığı makalede durumu irdelemektedir.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Taylor, bazı bireylerin uçuş korkusu nedeniyle stres yaşadığını ve bu sebeplerle agresifleşen tavırlar sergileyebileceğini belirtiyor. Bunun yanı sıra, bazı yolcuların rahatlamak amacıyla alkol tüketiminin de daha cesur davranmalarına sebep olabileceğini dile getiriyor.
Havalimanlarının gürültülü ve kalabalık atmosferinin de durumu pek olumlu yönde etkilemediği vurgulanıyor.
Psikolog, havalimanlarında zaman ve mekan algısının belirsizleşmesinin de önemli bir etken olduğunu düşünüyor.
Taylor, “Havalimanları, şimdi ve burada hissetmenin zor olduğu bir yokluk bölgesidir. Yolcuların dikkati, uçuşlarına ve ulaşacakları destinasyonlarda onları bekleyen yeni deneyimlere yönelmektedir.” ifadelerini kullanarak durumu açıklıyor.
Geleceğe bu kadar odaklanmak, özellikle uçuşların rötar yaptığı anlarda hayal kırıklığına neden olabilir.
Havalimanlarında zaman ve mekan algısında yaşanan bulanıklık, sosyal talkışma fırsatlarını da artırmaktadır.
Taylor’a göre, sosyal sınırların kaybolduğu bu alan, insanların toplumsal normlardan sapmasına ve farklı davranışlar sergilemesine yol açabilir.
Yazıda ayrıca başka bir ülkeye gerçekleştirilen yolculukların, ulusal sınırların arasında sıkışmışlık hissi yaratabileceği üzerinde durulmuş. Eğer farklı bir saat diliminde bir yere seyahat ediliyorsa, zaman ile mekan algısı daha da karmaşıklaşabilir.
“Kendimizi zaman ve mekan üzerinden tanımlarız” diyen Taylor, bu işaretlerin kaybolmasının insanları kaygılı hissettirebileceğini aktarıyor.
Ayrıca kendimizi ülkemizle de tanımlarız. Bu tür işaretler olmadan kendimizi başıboş hissedebiliriz.
Yapılan araştırmalar, bu tarz oryantasyon kaymaları geçici bile olsa ruh sağlığı üzerinde olumsuz etkiler oluşturabileceğini gösteriyor.
Psikolog, incelediği konuya ilişkin olarak, “Bir dizide her hafta aynı karakteri canlandırmak zorunda kalan oyuncular gibi, rollerimizin güvenliğinden keyif alıyoruz, fakat kendimizi yeni zorluklarla test etmeyi ve geliştirmeyi arzuluyoruz.” ifadesini kullanıyor.
Bu nedenle normal rutinlerimizin ve ortamlarımızın dışına çıkmak canlandırıcı bir his verebilir. İdeal olan, havalimanında başlayan özgürlüğün yurt dışındaki maceralarımız boyunca sürmesidir.
0 Comments