Güneş’ten gelen ısının depremleri tetikleyebileceği keşfedildi. Bilim insanları, bu yeni bulguların depremlerin daha doğru bir şekilde öngörülmesine katkıda bulunmasını bekliyor.
Depremler, tektonik levhaların yavaş ve sürekli hareket etmesi sonucunda yerkabuğunda biriken stresle meydana geliyor. Bu birikmiş stres, faylar üzerindeki sürtünme kuvvetini aşarak zemin kaymasına ve deprem olarak hissedilen enerji dalgalarının serbest kalmasına yol açıyor.
2022 yılında gerçekleştirilen bir çalışmada, güneş lekeleri ile sismik aktiviteler arasında bir ilişki olduğu saptanmıştı. Güneş üzerindeki manyetik alan çizgilerinin yoğunlaşmasından kaynaklanan bu lekelerin sayısı, Güneş’in 11 yıllık döngüsü boyunca artıp azalmaktadır.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Önceki çalışmada, güneş lekelerinin sayısı ile depremler arasındaki bağlantının sıcaklıkla ilişkilendirilebileceği öne sürülmüş, ancak bu iddiayı destekleyecek kesin deliller elde edilememişti.
Yeni araştırma, güneş lekesi aktivitesi, Dünya’nın yüzey sıcaklığı ve deprem verilerini içeren bir model geliştirmiştir. Bu modelde yüzey sıcaklığının eklenmesi, depremlerin tahmin edinme başarısını artıracağını göstermiştir. Özellikle daha derin, manto kaynaklı depremler yerine, gezegenin üst kabuğundaki sığ depremlerdeki tahminlerin iyileştiği gözlemlenmiştir.
Bilim insanları, atmosfer sıcaklığı ve su döngüsü gibi faktörlere en duyarlı katmanın üst kabuk olduğunu vurgulamakta ve bu nedenle sıcaklık değişimlerinin bu bölgeyi daha fazla etkilediğini belirtmektedir.
Makalenin yazarlarından Junquiera Saldanha, “Güneş’in ısısı atmosferdeki sıcaklık dalgalanmalarını tetikliyor; bu da kaya yapısı ve yeraltı su hareketleri gibi faktörleri etkileyebilir” diyerek şu ifadeleri ekliyor:
Bu tür dalgalanmalar, kayaçları daha kırılgan hale getirip çatlama eğilimini artırabilir. Ayrıca, yağış ve kar erimesinde meydana gelen değişiklikler, tektonik levha sınırları üzerindeki baskı oranlarını değiştirebilir. Bu unsurlar depremlerin ana sebepleri olmasa da, sismik aktiviteyi tahmin etmede yardımcı olabilecek katkılar sağlayabilir.
Bu yeni çalışma, Dünya’nın karmaşıklığını gözler önüne sererken, depremlerin daha etkin bir şekilde öngörülmesine yönelik yeni yaklaşımlar sunmaktadır.
Saldanha, “Bu heyecan verici bir yön ve çalışmamızın, depremleri tetikleyen faktörlere dair daha geniş bir anlayışa katkıda bulunacağına inanıyoruz” şeklinde açıklama yapmaktadır.
0 Comments