Gastronomi turizmi, son yıllarda büyük bir ilgiyle karşılanırken, seyahat edenler sadece uluslararası mutfakları tatmakla kalmıyor, aynı zamanda kendi yerel lezzetlerine de duydukları özlemi dile getiriyor.
Londra merkezli piyasa analiz firması Future Market Insights’in verilerine göre, gastronomi turizminin 2023 yılında 1,1 trilyon doları aşması bekleniyor. 2034 yılına gelindiğinde ise bu rakamın 5,6 trilyon dolara ulaşabileceği öngörülüyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bu rakamlar gıda sektöründeki işletmeler için olumlu bir gelişme olsa da, “yemek neofobisi” yaşayan gezginler için durum aynı şekilde değerlendirilmez.
Amerikan basın kuruluşu CNN, yeni koşulların yarattığı belirsizlik ve endişe hissi için kullanılan “neofobi” teriminin gastronomi turizminde de ön plana çıktığını vurguluyor.
Haberde, bu davranış biçiminin yurt dışında olup kendilerine ait yemekleri özleyen turistlerde sıkça görüldüğü aktarılıyor.
CNN’deki yazıyı kaleme alan Hong Konglu gazeteci Maggie Hiufu Wong, bu durumdan kendisinin de etkilendiğini ifade ediyor. Londra’da yaşarken, Hong Kong usulü waffle’lara olan özlemini dile getiren Wong, bu nedenle kendi kültürüne ait yemekleri satmak için bir tezgah açtığını aktarıyor.
2019 yılında ABD’de yapılan bir araştırma, turistlerin yiyecek seçiminde maliyet unsurundan ziyade kültürel aşinalığın daha baskın bir rol oynadığını ortaya koymuştu. Araştırmanın ortak yazarlarından Angel Gonzalez, Kaliforniya Eyalet Üniversitesi’nden şu değerlendirmeyi yapmıştı:
Gezginlerin konfor ve güvenlik arayışında olduğu gözlemleniyor. Daha temkinli davrananlar veya yerel mutfağa aşina olmayan bireyler, genellikle tanıdık yiyecekleri tercih ediyor.
Brown Üniversitesi’nden nörobilimci Judson Brewer, yemek seçimindeki beyin süreçlerini şu şekilde özetliyor:
Seyahat, yeni şeyler keşfetme heyecanı ile bildiğimiz şeyleri sürdürme arayışı arasında bir denge kurma sürecidir. Yeni bir yemek denemek mi yoksa köşedeki tanıdık fast food restoranında mı yemek yiyeceksiniz?
Bilim insanı, karar verme süreçlerinden sorumlu olan orbitofrontal korteksin, bu tür durumlarda hangi seçeneğin hayatta kalma açısından daha avantajlı olduğunu değerlendiğini belirtiyor ve şöyle devam ediyor:
Beynimiz belirsizlikten hoşlanmıyor ve seyahat, özellikle yeni yerlere gitmek oldukça kaygı verici olabilir.
0 Comments