Çinli bilim insanları, yaygın olarak kullanılan bir hipertansiyon ilacının, oldukça nadir fakat agresif bir beyin tümörü olan kraniofaringiomanın tedavisinde etkili olabileceğini ortaya koydu.
Her ne kadar kraniofaringioma iyi huylu bir tümör olarak sınıflandırılsa da, bulunduğu konum nedeniyle beynin hipotalamus ve hipofiz bezine yakın kritik nörolojik yapılar üzerinde olumsuz etkiler yaratabilir.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Tümör, konum itibarıyla hormon dengesizliklerine ve obezite, diyabet ile hipotiroidizm gibi metabolik sorunlara zemin hazırlayabilir.
Mevcut tedavi seçenekleri arasında tümörün tekrarlama riski taşıyan cerrahi müdahale yer alıyor.
Çin Bilim Akademisi bünyesindeki araştırmacılar, hipertansiyon tedavisinde sıkça kullanılan amlodipin besilatın, bu tümör üzerinde önemli etkileri olduğunu keşfetti.
Science Translational Medicine isimli akademik dergide yayımlanan araştırmalarında, bilim insanları kraniofaringiomayı taklit eden iki fare modeli geliştirdi.
Bu modeller sayesinde tümörün patolojik gelişimiIncinerek hipotalamus sinir hücreleri ile kraniofaringioma hücreleri arasındaki etkileşimleri incelemeye olanak tanıdı. Yapılan gözlemler, bazı nöronların aktive edilmesinin tümör büyümesini hızlandırabileceğini, sinir hücresi aktivitesinin azaltılmasının ise tümör gelişimini durdurabileceğini gösterdi.
Araştırma ekibi, potansiyel antitümör etkileri olan yaklaşık 3 bin bileşiği analiz ederek, umut verici bulgular ortaya koyan 74 bileşiği belirledi. Hipertansiyon için yaygın olarak reçete edilen kalsiyum kanal blokerlerinden biri olan amlodipin besilatın, tümör büyümesini baskılama açısından özellikle etkili olduğunu gösterdi.
Bilim insanları, bu ilacın mevcut güvenlik profilinin ve yaygın kullanımının, onu tümörle mücadelede önemli bir aday konumuna getirebileceğini ifade ediyor.
Ayrıca, ilacın etkisini, hipotalamus sinir hücreleri ile tümör hücreleri arasındaki iletişimde önemli rol oynayan kalsiyum sinyallerini bloke ederek gösterdiğinden şüpheleniyorlar.
Çalışmanın lideri Wu Qingfeng, South China Morning Post’a yaptığı açıklamada, “Beyin cerrahları, nörologlar, endokrinologlar ve onkologlarla işbirliği yaparak, bu ilacın klinik uygulama süreçlerini hızlandıracağız” dedi.
Araştırmada, baş ağrısı ve çarpıntı gibi olası yan etkilerin değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmakta ve ilacın insan beynindeki etkilerinin daha fazla doğrulanması gerektiği ifade ediliyor.
Çalışmada belirtildiği üzere, “Terapötik etkiler, nöron-tümör hücre etkileşimleri ve nöroendokrin nöronal aktivitede rol oynayan azalmış kalsiyum geçişleri ile ilişkilendirilmiştir.”
Bu bulgular, suprasellar tümör biyolojisi konusundaki anlayışımızı derinleştirmekte ve etkili kemoterapi keşfi için umut verici yollar sunmaktadır.
0 Comments