Kara delikler, evrenin en gizemli yapıları arasında yer alıyor ve oluşturdukları yoğun kütle çekim alanı sayesinde ışığın bile kaçmasına izin vermiyorlar.
Bunların yanı sıra, kara deliklerin en ilginç özelliklerinden biri de teorik olarak zaman makinesi işlevi görme potansiyelidir.
Kara delikler, büyük kütleli yıldızların yaşam döngülerinin sona ermesinin ardından süpernova patlaması geçirmesi ve ardından kendi üzerinde çökmesiyle oluşmaktadır. Bu yapılar zamanla bir araya gelerek daha büyük kütleli kara delikler meydana getirebiliyorlar.
Albert Einstein’ın görelilik teorisine göre, nesnelerin kütlesi uzay-zaman dokusunu büküyor. Bir cismin kütlesi arttıkça uzay-zamandaki bükülme etkisi de artıyor.
Böylece ağır cisimler uzayda bir tür vadi oluşturuyor ve başka nesneler bu vadilere yaklaştıklarında içeri düşme olasılığıyla karşı karşıya kalıyorlar.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Kara deliklere yaklaşan her şey, ışık da dahil olmak üzere, bu vadiyi aşmanın imkansızlığı nedeniyle içeri giremiyor. Kara deliğin yarattığı bu bükülme, özellikle olay ufku olarak bilinen noktaya yaklaşıldıkça daha belirgin hale geliyor.
Uzay-zaman dokusundaki bu bükülme, uzaktaki bir gözlemciye göre kara deliğin yakınındaki bir nesnenin yavaşlamış gibi görünmesine neden oluyor. Ancak bu etki, kara deliğe yakın olan kişi için hissedilmiyor; dışarıdan bakan birisi içinse olay ufkuna yaklaşırken zamanın durma noktasına geldiği izlenimi oluşuyor.
Christopher Nolan’ın “Yıldızlararası” (Interstellar) filminde olduğu gibi, kara deliğin yakınında bir yıl geçerken, Dünya üzerinde 80 yıl geçebilir.
Zaman genişlemesi olarak bilinen bu fenomen aslında Dünya’da da gözlemlenmektedir. Örneğin, kütle çekim kuvvetinin etkisi nedeniyle deniz seviyesinde geçen zaman, Everest Dağı’nın zirvesine göre yılda saniyenin milyarda biri kadar daha yavaş ilerler.
Kara deliklere yaklaşmanın ve ardından tekrar Dünya’ya dönebilmenin zaman yolculuğu teorisi açısından mümkün olduğu ileri sürülmektedir.
Popüler bilim dergisi Astronomy’ye göre, yalnızca geleceğe değil, geçmişe de seyahat edilebileceği düşünülüyor.
Bir kağıdın iki ucunu birleştirerek halka haline getirdiğimizde, kara deliğin uzay-zaman dokusundaki bükülme benzeri bir etkiyle zamanı döngü içine alma potansiyeli ortaya çıkıyor.
Bu döngüye girebilen bireylerin gelecekte başlayan ancak geçmişte sonlanan bir yolculuğa çıkabilecekleri öngörülüyor.
Ancak bu durumda, yalnızca kara deliğin mevcut olduğu bir zamana seyahat edilebilir. Eğer kara delik, dinozorların dönemi öncesinde oluşmadıysa, bu döneme gitmek mümkün olmayacaktır.
Tüm bu olasılıklar teorik düzlemde değerlendirilmektedir. Kara deliğin zaman döngüsüne girebilmek için olay ufkunu aşmak gerektiği, ışığın bile başaramayacağı bir durumdur. Birçok bilim insanı, evrenin fiziksel yasaları gereği ışıktan hızlı hareket etmenin imkansız olduğunu belirtmektedir.
Bu aşamada, kütle çekim gücünün yoğunlaşması sonucu “spagettileşme” adı verilen bir olay meydana geliyor. Bu etki nedeniyle nesneler, makarnaya benzer şekilde uzamaya başlıyor.
NASA’ya göre, bir kara deliğin yakınındaki malzemeler, spagettileşmeye maruz kalabilir, aşırı ısınabilir veya parçalanabilir. Ancak olay ufkunu geçtikten sonra bu maddelerin başına tam olarak ne geldiği hala bilinmemektedir.
0 Comments