Çernobil’deki köpeklerin genetik farklılıklarının, radyasyona bağlı mutasyonlardan kaynaklanmadığı tespit edildi.
1986 yılında Ukrayna’da meydana gelen Çernobil Faciası, tarihin en büyük nükleer kazalarından biri olarak kayıtlara geçti. Birleşmiş Milletler, bu olayın doğrudan etkisiyle 50 kişinin yaşamını yitirdiğini tahmin ederken, radyasyon maruziyeti sonucunda 4 bin kişinin hayatını kaybettiği değerlendiriliyor.
Felaketin su ve doğal yaşam alanlarının kirlenmesine yol açan ekolojik boyutlarının ölçülmesi ise hâlâ zorlu bir süreç. Ancak, Çernobil Nükleer Santrali çevresinde birçok canlı türü yaşam mücadelesine devam ediyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bölge tahliye edilirken geride bırakılan köpekler hayatta kaldı ve bugün sayıları yüzlerceyi buldu. Bilim insanları, daha önce yaptıkları bir çalışmada, bu köpeklerin genetiğini Çernobil’in diğer bölgelerindeki köpeklerle karşılaştırmıştı.
Yapılan araştırma sonucunda iki farklı popülasyonun genomunda 391 bölgede farklılıklar tespit edildi ve bu farklılıklardan bir kısmının DNA onarıma ile ilişkili olduğu belirlendi. Bu durumu daha iyi anlamak isteyen araştırma ekibi yeni bir çalışma başlattı.
Bilim insanları, santral dışındaki köpeklerin genetik yapısının Rusya ve Polonya’dakilere benzediğini keşfetti. Bu tespit, bu popülasyonlardan birini kontrol grubu olarak kullanarak santral çevresindeki köpeklerin DNA’sı ile karşılaştırma yapmalarını sağladı.
Ekip, köpeklerin genomunu tüm kromozomlar ve tek tek nükleotitler bazında detaylı inceleyerek zamanla biriken DNA mutasyonlarını araştırdı. Araştırmacılar, hayatta kalma avantajı sunabilecek mutasyonların nesiller boyunca aktarılabileceğini vurguladı.
Hakemli dergide yayımlanan makalenin yazarlarından Matthew Breen, “Yalnızca 16 kilometre mesafe olmasına rağmen genetik olarak farklılık gösteren iki köpek popülasyonu ile çalıştık” ifadelerini kullanarak devam etti:
Radyasyon, kurşun gibi çevresel toksinlere uzun süre düşük düzeyde maruziyetin bu farklılıkların bir kısmını açıklayıp açıklayamayacağını belirlemeye çalışıyoruz.
Ancak elde edilen bulgular, Çernobil köpeklerindeki genetik değişimlerin mutasyondan gelmediğini ortaya koyuyor.
Breen, “Bu köpek popülasyonu 1986 felaketi sırasında hayatta kalanlardan en az 30 nesil uzakta olduğu halde, eğer mutasyonlar bu köpeklere hayatta kalma avantajı sağlıyor olsaydı, muhtemelen hâlâ tespit edilebilirdi. Ancak bu köpeklerde bu tür bir kanıt bulamadık” açıklamasında bulundu.
Araştırmacılar ayrıca bu köpeklerin, daha önce sahip oldukları genetik farklılıklar sayesinde hayatta kalmış olabileceğini ve diğer popülasyonlardan uzaklaşmalarının bu farklılıkların günümüzde gözlemlenmesine neden olmuş olabileceğini belirtiyor.
Bilim insanları, bu sorulara yanıt bulmak için faaliyetlerine devam etmeyi planlarken, Çernobil’deki köpeklerin ve diğer canlıların tamamen güvende olmadığını ifade ediyor.
Makalenin yazarlarından Norman Kleiman, “Çernobil nükleer kazası genellikle Ukrayna’nın terkedilmiş bir köşesindeki radyolojik bir felaket olarak algılanıyor, ancak bunun sağlık üzerinde yaratabileceği potansiyel olumsuz etkiler çok daha geniş bir kapsamda” dedi:
Bunun nedeni, 30 yıl süresince yapılan temizlik ve iyileştirme çalışmalarında çevreye salınan ağır metaller, kurşun tozu, pestisitler ve asbest gibi ze
0 Comments