Geleneksel toplumsal cinsiyet rollerine daha fazla bağlı olan erkeklerin, kalp hastalığı riski altında olmalarına rağmen doktor kontrolüne gitme olasılıklarının önemli ölçüde düşük olduğu tespit edildi.
Kalp damar hastalıkları, dünya genelinde en yaygın ölüm nedenleri arasında en üst sıralarda yer almakta. Bu nedenle, bilim insanları bu risk faktörlerini dikkatle izlemeye devam ediyor.
Özellikle hipertansiyon ve yüksek kolesterol gibi sağlık tehditlerinin erken teşhisi, hayati bir önem taşıyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Chicago Üniversitesi’nin öncülüğünde gerçekleştirilen yeni bir çalışma, toplumsal cinsiyet rollerinin bu risklerin farkına varılmasını engelleyebileceğini gösterdi.
25 Ekim’de hakemli dergi JAMA Network Open’da yayımlanan araştırmada, ABD’den yaklaşık 4 bin erkeğin ergenlik döneminden yetişkinliğe kadar sağlık verileri incelendi.
Çalışmanın sonunda, ortalama yaşı 38 olan katılımcılar, toplumsal beklentilerin masküleniteyle olan ilişkisini anlama amacıyla anketler doldurdu.
Makalenin başyazarı Nathaniel Glasser, “Cinsiyet ifadesi derken, Y kromozomundan kaynaklanabileceği düşünülen fizyolojik faktörler değil, tamamen bireylerin bildirilen davranışları, tercihleri ve inançları üzerinde yoğunlaştık” şeklinde açıklama yaptı.
Bu araştırmada, aynı cinsiyetten akranlarının davranış ve tutumlarıyla ne kadar örtüştüklerine dikkat ettik.
Daha stereotipik cinsiyet ifadelerine sahip erkeklerin, sağlık kontrollerinde yüksek tansiyon riski taşımalarına rağmen, bu durumun teşhis edilme olasılıklarının oldukça düşük olduğu kaydedildi.
Hatta daha maskülen özellikler sergileyen erkeklerin, doktora gidip tanı alsalar bile tedavi amacıyla ilaç kullanma oranlarının daha az olduğu görüldü.
Çalışmada değerlendirilen tüm risk faktörleri, genel sağlık hizmetleri kapsamında kolayca tespit edilebilecek hastalıklarla bağlantılıydı.
Bulgular, erkeklerin güçlü görünmeleri ve başlarının çaresine bakmaları gerektiği yönündeki toplumsal cinsiyet rollerinin, ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ortaya koyuyor.
Glasser, “Hipotezimiz, toplumsal baskıların kardiyovasküler hastalıklar üzerindeki riskleri azaltma çabalarını etkileyen davranışsal farklılıklara neden olduğu yönünde” diyerek ekliyor:
Bu durum uzun vadede sağlık sonuçlarını olumsuz etkileyebilir ve bu endişe verici bir durumdur.
Araştırmacılar, elde edilen bulguların erkekler veya toplumsal cinsiyet rollerinin ötesinde bir etki taşıdığına inanıyor.
Glasser, “Toplumsal cinsiyet, ırk, cinsel yönelim ya da diğer faktörler söz konusu olduğunda, kimlik ifade eden baskıların sağlık davranışlarını nasıl etkilediğine tanıklık ediyoruz” dedi:
Uyum sağlamak ve aidiyet hissi yaratmak karmaşık bir süreçtir ve bu süreçte toplumsal anlayış, empati ve sabrın artmasının insanların sağlığı üzerinde olumlu yansımaları olacağını düşünüyoruz.
0 Comments