Bilim insanları, akciğer kanseri tanısını yalnızca nefes analiziyle koyabilecek bir sensör geliştirmeyi başardı.
İnsanların nefes verirken dışarıya saldığı gazlar, vücutta meydana gelen süreçler hakkında önemli ipuçları sunuyor.
Vücudun hangi bölgesinden geldiği tam olarak bilinemeyen izopren adlı bileşiğin, bazı bireylerin nefesinde bulunmadığı da belirlenmiş durumda.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Çin’deki Zhejiang Üniversitesi’nde yürütülen yeni araştırma, izoprenin nefesteki seviyesinin akciğer kanserinin bir göstergesi olabileceğini öneriyor.
Nefesteki izopren seviyesinin düşüklüğünün akciğer kanserine işaret ettiğini ifade eden bilim insanları, bunu ölçmek için yeni bir yöntem geliştirdi.
Nefesteki biyobelirteçleri belirlemek için, uçucu kimyasalları ayırt edebilen ve maddeleri oldukça küçük miktarlarda tespit edebilen bir sistem gerekiyor. Özellikle, izoprenin varlığını tespit edebilmek için kimyasalın milyarda bir seviyesini algılayabilen sensörler gerekli.
ACS Sensors adlı hakemli dergide 6 Kasım Çarşamba günü yayımlanan bu çalışmayı gerçekleştiren ekip, saç telinden binlerce kat daha ince bir sensör tasarladı.
Araştırmacılar, platin, indiyum ve nikel içeren nanopul sensörün, nefesteki izopren seviyesini milyarda iki oranında (2 ppb) ölçebildiğini rapor etti.
Bu sensör, izoprene diğer nefes bileşiklerine kıyasla daha iyi tepki veriyor.
Ekip, sensörü akciğer kanseri hastası olan 5 kişi dahil toplam 13 denek üzerinde test etti. Kanserli bireylerin örneklerinde izopren seviyelerinin 40 ppb’den düşük, sağlıklı bireylerde ise 60 ppb’den yüksek olduğu gözlemlendi.
Bilim insanları, bu yeni teknolojinin akciğer kanserinin erken teşhisinde önemli bir rol oynayarak birçok hayatı kurtarabileceğini düşünüyor.
Ancak, sensörün etkinliğine dair kesin bir değerlendirme yapmak için henüz erken. Katılımcı sayısının kısıtlı olmasının yanı sıra, izopren ile akciğer kanseri arasındaki ilişki de daha fazla doğrulanmayı bekliyor.
0 Comments