Yeni bir araştırma, Stonehenge’i inşa edenler de dahil olmak üzere 5 bin yıl önce yaşamış Avrupalıların büyük bir kısmının koyu tenli olabileceğini öne sürdü.
Özellikle Çedar Adamı gibi 10 bin yıl önce Britanya’da yaşamış ilk sakinlerin koyu tenli ve mavi gözlü oldukları düşünülüyordu. Daha soluk ten tonlarının zamanla baskın bir özellik haline geldiği tahmin ediliyordu.
Ancak İtalya’daki Ferrara Üniversitesi’nden araştırmacılar, bu değişimin daha önce sanılandan yüzlerce yıl sonraya kadar gerçekleşmediğini ifade ediyor.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bilim insanları, 1700 ila 45 bin yıl önce yaşamış insan kalıntılarından elde edilen 348 genomu (DNA’nın tamamı) inceledi. Taş Devri’nin Paleolitik döneminde (13 bin ila 35 bin yıl öncesi) Avrupa’da yaşadığı tahmin edilen bireylerin %92’sinin koyu, %8’inin ise “ara” ten rengine sahip olduğu belirlendi. Çalışma, bu dönemde hiçbir bireyin soluk tenli olmadığını öne sürmektedir.
Bu durum, binlerce yıl boyunca belirgin bir norm olarak devam ederken, Demir Çağı dönemine (1700 ila 3 bin yıl öncesi) ait DNA analizleri, insanların %55’inin koyu, %27’sinin ara ten rengine sahip olduğunu ve yalnızca %18’inin soluk tenli olduğunu göstermektedir.
Melanin üretimini yöneten yaklaşık 26 gen bulunmaktadır; epidermis pigmentasyonu ile ilişkili olan ömelanin ve feomelanin gibi iki özel pigment, saç ve göz rengini belirlemektedir. Ancak deri ve saç fosilleri fosilleşmediği için uzmanlar, insan kalıntılarından elde edilen genetik kodları modern Avrupalıların verileriyle karşılaştırarak eski insanların deri, saç ve göz renklerini tahmin etmektedir.
Bilim insanları, modern insanların yaklaşık 60 bin ila 70 bin yıl önce Afrika’den Avrupa ve Asya’ya göç ettiğini bilmektedir. Daha düşük ultraviyole (UV) radyasyon ışığının bulunduğu bölgelere göç edilmesiyle, insanlarda pigmentasyonun daha yaygın hale geldiği gözlemlenmiştir.
Daha fazla UV ışığının ciltlerine nüfuz etmesine uyum sağlamak amacıyla insanların evrimleşmesi, onları daha açık tenli hale getirmiştir. Bu durum, vücutlarının sağlıklı kemikler ve kaslar için hayati önemde D vitamini üretmesine olanak tanımıştır.
Buna karşın, koyu deri daha fazla kahverengi ve siyah pigment içerdiğinden, soluk deriye göre UV ışınlarından kaynaklanan hasara karşı daha iyi bir koruma sağlamaktadır.
Bugüne dek birçok bilim insanı, insanların Afrika’dan göç ettikten sonra hızla daha açık ten rengine sahip olduğu varsayımında bulunmuştu. Ancak Silvia Ghirotto, bu araştırmanın sürecin çok daha kademeli olduğu ve Stonehenge’i inşa eden Britanyalıların muhtemelen koyu ten özelliklerine sahip olduğuna dikkat çektiğini belirtmiştir.
Çalışmada, “Olasılığa dayanan bir yaklaşımla, Avrasya’daki göz, saç ve ten renginin zaman içinde önemli derecede değiştiğini gösterdik” ifadelerine yer verilmektedir.
Sıcak iklimlerden gelen ilk avcı-toplayıcı yerleşimcilerin çoğunun koyu pigmentasyona sahip olduğu düşüncesi mantıklıdır.
Daha az beklenen şey, bu fenotiplerin uzun süre varlığını sürdürmesidir.
Araştırmada şöyle denilmektedir: “Daha sonra durum değişti fakat çok yavaş bir biçimde; açık tenlilerin oranı, koyu tenlilerin oranına ancak Demir Çağı’nda erişti. Tarih öncesinin büyük bir bölümünde Avrupalıların çoğunluğu koyu tenliydi.”
0 Comments