78. Cannes Film Festivali, hem sinema hem de siyasetin ön planda olduğu çarpıcı bir açılış gecesi ile başladı. Festivalin açılış filmi Fransız müzikali “Partir un Jour” olsa da, kırmızı halıda yürüyen Robert De Niro gecenin esas dikkat çekici ismi oldu. Usta aktör, Leonardo DiCaprio’nun elinden onursal Altın Palmiye ödülünü kabul ederken, eski ABD Başkanı Donald Trump’ı “Amerika’nın barbar başkanı” şeklinde tanımlayarak sert bir şekilde eleştirdi.

Kırmızı halıda, Quentin Tarantino, Sean Baker, Eva Longoria, Julia Garner, Heidi Klum ve Alessandra Ambrosio gibi ünlü isimler de boy gösterdi. Ancak açılış filmi konusunda beklentiler oldukça düşük seviyelerdeydi. Gecenin diğer bir önemli anı, Juliette Binoche’un gerçekleştirdiği politik konuşmaydı. Jüri başkanı unvanına sahip Fransız oyuncu, Gazze savaşı, iklim değişikliği ve kadınlara yönelik baskılar hakkında konuşarak, “Bugün acının rüzgârı o kadar sert esiyor ki en zayıflar — rehineler, esirler, boğulanlar — yanında sürükleniyor. Bu fırtına karşısında, dünyaya nezaketi doğurmalıyız.” ifadelerini kullandı.
David Lynch için yapılan kısa saygı duruşu da Cannes’ın sinema tarihindeki önemine dair bir hatırlatmaydı. Ancak gecenin en büyük sürprizi, Quentin Tarantino’nun sahneye sirk yöneticisi edasıyla çıkarak, “Cannes artık resmen açılmıştır!” demesi ve ardından mikrofonu bırakması oldu.
Bu yıl kırmızı halıda kadınlar için transparan elbise giymeleri konusunda yeni bir kısıtlama getirildi. Ayrıca, salonun dışında festivalin serbest çalışan personeli, çalışma koşulları ve hak eksiklikleri ile ilgili küçük çaplı protestolar düzenledi. Ancak içerdeki atmosfer çok daha dramatikti. De Niro, Trump’a yönelik ödül konuşmasında, “Şimdi harekete geçmeliyiz. Şiddetle değil, büyük bir tutkuyla ve kararlılıkla. Özgürlük için kaygı duyan herkesin örgütlenmesi, protesto etmesi ve seçimlerde oy kullanması gerekiyor. Bu gece ve önümüzdeki 11 gün boyunca bu harika festivalde sanat aracılığıyla gücümüzü ve bağlılığımızı göstereceğiz.” sözlerini dile getirdi.
Leonardo DiCaprio ise De Niro’yu sadece oyunculuğu ile değil, demokrasiye ve sinemaya olan katkıları ile de övdü. DiCaprio, “İster arkadaşları ve ailesi için, ister sanatı ya da demokrasiyi savunmak için olsun, De Niro hep oradadır.” şeklinde konuştu.
Cannes’ın bu yılki yarışma seçkisi, hem büyük stüdyo filmlerine hem de bağımsız sinemanın önemli isimlerine yer veriyor. Tom Cruise’un son “Mission: Impossible” filmi, Ari Aster, Julia Ducournau, Spike Lee, Oliver Hermanus ve Joachim Trier gibi yönetmenlerin yeni projeleri dikkat çekiyor. Ancak pandemi sonrası sektörün zayıf kalan gişe gelirleri ve küresel ekonomik belirsizlikler, Cannes’daki havayı biraz soğutmuş gibi görünüyor.
Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz hafta “yabancı ülkelerde ü
0 Comments