Bilim insanları, aşırı sosyal medya kullanımının ruh sağlığı üzerinde neredeyse hiç etkisi olmadığı iddiasında bulundu.
Daha önce gerçekleştirilen birçok araştırma, sosyal medyanın dikkat ve odaklanmayı olumsuz etkileyebileceğini, çocukların beyin gelişimini olumsuz yönde etkileyebileceğini ve depresyon gibi psikolojik sorunların görülme riskini artırabileceğini ortaya koymuştu.
Ancak Avustralya’daki Curtin Üniversitesi tarafından yürütülen güncel çalışma, bu platformların ruh sağlığına olan etkilerinin düşünüldüğü kadar basit olmayabileceğini gösteriyor.
Önceki araştırmalarda, sosyal medyanın ne kadar süre kullanıldığı bilgileri genellikle katılımcıların kendi beyanlarına dayanıyordu.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Bilim insanları, katılımcıları anksiyete, depresyon, stres ve dikkat kontrolü testlerine tabi tutarak verileri karşılaştırdı.
Social Science & Medicine adlı hakemli dergide yayımlanan çalışmasının sonuçlarına göre, sosyal medya kullanımı ile depresyon ve stres arasında belirgin bir ilişki mevcut değil. Anksiyete ile ilişki ise son derece zayıf olarak belirlendi.
Araştırmacılar, sosyal medya üzerinde daha fazla zaman geçirmenin dikkat kontrolünün artmasıyla zayıf bir bağ kurduğunu da gözlemledi.
Makalenin başyazarı Chloe Jones, “Eğer bu alanda sağlıklı kararlar almak istiyorsak, bunların kaliteli verilere dayanması gerekiyor.” diyerek ekliyor:
Araştırmamız, sosyal medyada geçirilen zamanı objektif olarak ölçtüğünde etkilerin çok küçük olduğunu veya hiç olmadığını gösteriyor.
Diğer yandan ekip, bu bulguların sosyal medyanın zararsız olduğunu gösterdiği anlamına gelmediğini belirtiyor.
Jones, “Örneğin, izole bir yaşam sürenler için destekleyici bir çevrimiçi toplulukla bağlantı kurmak faydalı olabilir; ancak Instagram fenomenlerinin sayfalarında saatlerce gezinmek, görünüşüyle ilgili endişe duyan kişiler için gerçekten yararsız olabilir.” şeklinde açıklamalarda bulundu.
Araştırmacılar ayrıca etkilerin platformdan platforma değişiklik gösterebileceğine dikkati çekti. Örneğin, TikTok kullanımı ile dikkat kontrolü arasında küçük bir pozitif bağlantı görülürken, sıkıntılı hissetmeyle Facebook arasında benzer bir ilişki dikkate alındı.
Çalışmanın diğer bir yazarı Patrick Clarke, “TikTok kullanıcılarının daha genç olduğunu ve bu nedenle dikkat kontrollerinin daha iyi olduğunu düşündük; fakat yaşı hesaba kattığımızda bile bu ilişki varlığını sürdürdü.” dedi.
Clarke, bulguların yanlış anlaşılmaması gerektiğine vurgu yaparak şu ifadelere yer verdi:
Bu çalışma sadece katılımcıların sosyal medyada geçirdiği süreyi dikkate alıyor. Dolayısıyla bu araştırma, sosyal medyayı nasıl kullandığımız ve onunla nasıl etkileşimde bulunduğumuzdan ziyade, orada ne kadar süre geçirdiğimizin ruh sağlığı açısından daha az önemli olabileceğine işaret ediyor.
0 Comments