Cilalı Taş Devri topluluklarının cinsiyetçilik noktasında zannedildiği kadar katı olmadığı, yeni genetik analizlerle ortaya kondu. Bu analizler, bu dönemdeki insan topluluklarının oldukça geniş coğrafyalara yayıldığını da göstermekte.
MÖ 10 bin yıllarında başlayıp MÖ 2 bin 200’lerde sona eren Cilalı Taş Devri’ne ait erkek mezarlarında bulunan ok gibi aletler ve erkeklerin avlanmasını betimleyen mağara resimleri, cinsiyetler arasında belirgin bir eşitsizlik olduğu düşüncesini pekiştiriyordu.
Bilim insanları, ilk tarım topluluklarının ortaya çıkışıyla birlikte kadın ve erkekler arasında belirgin bir hiyerarşinin oluştuğunu öngörüyordu.
Bununla birlikte, Viyana, York ve Harvard üniversitelerinden bir araştırma ekibi, bu varsayımlarla çelişen önemli bulgular ortaya koydu.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
Araştırmacılar, Avrupa’da Lineer Çömlek Kültürü’ne ait bölgelerden en az 250 bireyin DNA’sını inceledi. MÖ 5500-5000 civarında yaygınlaşan bu kültür, spiral desenli çömlekleriyle tanınıyor.
Ekip, bu topluluklara ait çeşitli bireylerin mezarlarını ve beslenme alışkanlıklarını detaylı bir şekilde değerlendirdi.
Nature Human Behaviour dergisinde yayımlanan çalışmada, kadın ve erkek mezarları arasındaki belirgin farkların kayda değer olmadığı tespit edildi.
Ayrıca genetik veriler, bu toplulukların birkaç nesil içinde kilometrelerce uzağa göç ettiğini ortaya koydu. İlginç bir bulgu da, doğduğu yerden uzakta gömülen kadın sayısının erkeklerden fazla olmasıydı.
Çalışmanın yazarlarından Dr. Ron Pinhasi, “Slovakya’daki Nitra ve Macaristan’daki Polgár-Ferenci-hát kazı alanlarında ailelerin tükettiği gıdalar, mezar eşyaları veya kökenleri arasında belirgin bir fark gözlemlemedik” şeklinde konuştu:
Bu durum, cilalı taş devri döneminde yaşayanların aile ya da biyolojik cinsiyet temelinde bir hiyerarşi oluşturmaktan ziyade kaynaklara veya alanlara erişimde eşit muamele gördüklerini gösteriyor.
Ekip, bazı bireylerin ailelerinden uzakta yaşamalarının bu dönemde “özgür” bir toplumsal yapının varlığına işaret ettiğini savunuyor.
Dr. Penny Bickle, “Üç bireyin yan yana gömülmesi ve kadının çocukları kucaklaması, bariz bir sevgi gösterisini ortaya koyuyor” açıklamasında bulundu.
Arkeolog aynı zamanda “Mezarlara bırakılan taş aletler ve çömleklerden anlaşıldığı üzere, kadınların tarım işlerinde daha aktif rol üstlendikleri ve bazı kadınların erkeklerden daha fazla seyahat ettikleri biliniyor. Diğer bölgelerdeyse kadınların evden pek uzaklaşmadıkları görülebiliyor” şeklinde yorumda bulunarak:
Bu da düşündüğümüzden çok daha dinamik bir toplum yapısına işaret ediyor.
“Gizem devam ediyor”
Yeni çalışma, Lineer Çömlek Kültürü’nün sona erme şekline dair mevcut belirsizlikleri artırıyor.
Daha önce Avusturya’da bu kültüre ait en az 100 kişilik bir mezarın bulunması, topluluğun bir katliam sonucu yok olduğu yorumlarına neden olmuştu.
Ancak, son çalışmada bu mezardaki bire
0 Comments