Kolesterol seviyeleri normalin üzerinde olan bazı bireyler, yan etkilerinden dolayı ilaç kullanmayı tercih etmeyebilir.
Uzmanlar, yüksek kolesterol seviyelerine sahip olan bireylerin genellikle ilaç tedavisine ihtiyaç duyduğuna dikkat çekerken, belirli bir seviyenin altındaki durumların ilaç kullanımı gerektirmeyebileceğini de belirtmektedir.
Kolesterol, kanda bulunan düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) ve yüksek yoğunluklu lipoprotein (HDL) miktarlarını ifade eder. LDL, “kötü” kolesterol olarak adlandırılırken, HDL “iyi” kolesterol olarak bilinir.
Kandaki kötü kolesterol oranının artması, damarların tıkanmasına ve kalbin kan pompalarken zorlanmasına neden olabilmektedir.
20 yaş ve üzeri bireylerin kanındaki LDL seviyesinin desilitre başına 100 miligram olması sağlıklı kabul edilir. 190 miligrama ulaştığında genellikle ilaç tedavisi önerilirken, Amerikan Kalp Derneği, 189 ve altındaki seviyeler için yaşam tarzında değişiklikler yapılmasının yeterli olabileceğini ifade etmektedir.
Düzenli uyku, sigarayı bırakma ve stresin azaltılması, kolesterol seviyelerini düşürebilir.
Harvard Üniversitesi T.H. Chan Halk Sağlığı Fakültesi’nden Dr. Frank B. Hu, yaşam tarzında yapılabilecek iki değişikliğin belirgin farklar yaratabileceğini dile getiriyor.
1) Egzersiz yapmak
Egzersiz, iyi kolesterolün kan dolaşımına salınarak damarlardaki yağlı plak birikintilerini temizlemesine yardımcı olur ve bu birikintileri vücuttan atılacakları karaciğere taşır.
Emory Üniversitesi’nden Dr. Felipe Lobelo, haftada 150 dakika orta düzeyde ya da 75 dakika yoğun egzersiz yapılmasını önermektedir.
Uzman, yürüyüşten yüzmeye kadar çeşitli egzersiz biçimlerinin mevcut olduğunu belirtmektedir.
Spor yapmayan kişilerin kolesterol seviyelerinin bu şekilde düşebileceğini ifade eden Dr. Lobelo, bazı kişilerin arzu edilen sonuçlara ulaşmasının biraz zaman alabileceğini de eklemektedir.
2) Beslenme biçimini değiştirmek
Vücudun enerji kaynağı, kolesterolü etkileyen faktörler arasında yer almaktadır.
Kırmızı et ve işlenmiş gıdaların sağlığa zarar verebileceğine dair pek çok araştırma mevcutken, kolesterol ile mücadelede portfolyo diyeti öne çıkan bir yaklaşım olarak dikkat çekmektedir.
Dr. David J.A. Jenkins tarafından geliştirilen bu beslenme biçimi çoğunlukla bitkisel gıdalara dayanmaktadır.
Örneğin, soya, mercimek ve nohut gibi protein kaynaklarının yanı sıra yulaf, arpa, badem ve fındık tüketimi önerilmektedir.
Bu diyetin meyve ve sebze grubu, patlıcan, brokoli, şalgam, elma, armut ve portakal gibi besinlere odaklanırken ayrıca zeytinyağı gibi sağlıklı yağları da içermektedir.
2018 yılında yapılan bir çalışmada, yüksek kolesterol seviyesi olmasına rağmen ilaç tedavisi gerekmeyen 440 kişi bu diyeti uygulamıştır. Bu çalışmada kötü kolesterolde yüzde 30 oranında bir azalma gözlemlenmiştir.
Yaklaşık 210 bin kişiyi 30 yıl boyunca takip eden başka bir araştırmada, bu diyeti uygulayanların kalp damar hastalığı riskinin yüzde 14 oranında düştüğü kaydedilmiştir.
Bu çalışmada yer alan New York Üniversitesi’nden Dr. Andrea Glenn, bu diyetin kolesterolü düşüren çeşitli besinleri bir araya getirmesiyle etkili olduğunu ifade etmektedir.
Dr. Glenn, kahvaltıya fındık eklemek veya kırmızı et yerine nohut ve tofu gibi seçenekler sunmanın bile kolesterolü normal seviyelere çekebileceğini belirtmektedir.
0 Comments