Bilim insanları, üç yıl önce uzaydan gelen ve açıklamakta zorlandıkları tekrarlayan gizemli bir radyo sinyali kaydetmişlerdi.
Şimdi ise bu uzmanlar, bu ilginç uzay sinyallerinin olası kaynağını bulduğuna inanıyorlar. En ilginç yanı: Muhtemelen kaynak uzaylılar değil.
Bu bölüm, konuyla ilgili referans noktalarını içerir. (Related Nodes field)
2021 yılındaki kapanma döneminde, Avustralyalı lisans öğrencisi gökbilimci Tyrone O’Doherty, her 18 dakikada bir tekrar eden alışılmadık bir radyo dalgası patlaması tespit etti.
Tekrar eden radyo sinyalleri, evren bağlamında pek de tuhaf değil; genellikle hızla dönen çökmüş yıldızlar olan pulsarlardan kaynaklanıyor. Ancak, o dönemde bilim insanları daha önce hiç 18 dakikada bir tekrarlayan bu kadar yavaş bir pulsar gözlemlemediklerini belirttiler ve bu durum, pulsarların çalışma prensiplerine dair mevcut teorilerin de sorgulanmasına yol açtı.
O’Doherty’nin danışmanı Natasha Hurley, Ocak 2022’de, “Bu noktada soğuk terler dökmeye başladım” ifadesini kullanmıştı.
Tek bir frekansta iletilen ve tekrarlayan kozmik radyo sinyallerinin araştırılması için dünya genelinde bir proje mevcut. Bu projenin adı ise Dünya Dışı Akıllı Yaşam Araştırması. Gerçeğin oralarda bir yerde olduğunu sonunda keşfettiğimiz an, bu an mıydı?
Ayrıca Hurley, o dönemde sinyalin gücünün yalnızca doğal bir kaynaktan gelebileceğini vurgulamıştı. Ancak kaynağın tam niteliği gizemini koruyordu.
Hurley ve ekibi, gökyüzünü radyo teleskoplarla tarayarak her 2,9 saatte bir tekrarlayan ve mevcut gözlemler arasında en yavaş olan bir başka radyo dalgası daha tespit etti.
Yapılan daha detaylı incelemeler sonucunda, sinyalin bir kırmızı cüce yıldızdan geldiği belirlendi. Ancak bazı ilginç detaylar, radyo sinyalinin aslında cüce yıldız ile ikili yörüngede dönen başka bir nesneden kaynaklandığını düşündürüyordu.
Hurley, “Yıldızların evrimi üzerine daha önceki çalışmalarımıza dayanarak, bu görünmez radyo yayıcısının büyük ihtimalle bir beyaz cüce olduğunu düşünüyoruz. Bu durum, orta boy yıldızların yaşam döngüsünün son aşaması olan Güneş’imizle benzerliğini ortaya koyuyor,” ifadelerini kullandı.
Bu oluşumda muhtemel olarak kırmızı cücenin yıldız rüzgarlarının etkili olduğu düşünülmektedir; bu rüzgar, iki yıldızın karşılıklı çekim etkisiyle birbirinin etrafında dönerken, cüceye çarpan sürekli bir yüklü gaz akışıyla oluşmaktadır. Bu etkileşimler sırasında, yıldız rüzgarı diğer cismin manyetik alanı tarafından hızlandırılarak radyo dalgaları oluşturabilir.
0 Comments